Yalan Dolan Rüzgarı

windmills on terrain between cacti and electric towers

Artık herkes farkında, sosyal medya yalan dolan rüzgarı. Dünya üzerinde yangın, sel, deprem, şehit, kadın cinayetleri vb. gibi olaylar olduğunda herkes bir anda tepki veriyor. Ama sadece o dönem. Ki bu sürede çoğu zaman 3-4 gün sürüyor. Sonrasında herkes kendi yaşamına, işine, dersine günlük yaşamına geri dönüyor. Bu sıralar “Böyle bir olay var, sen ne neden tepki göstermiyorsun?” çıktı başımıza. Kimse bu olayı içselleştirmek için story ya da post atmak zorunda değil. Umursamıyor olabilir. Ki bu en doğal hakkı. Üzülmüyordur, umurunda dahi değildir. Bu durumda ancak o kişiyi ilgilendirir. Onun…

Devamını Oku

Farklıydık İşte

Farklıydık İşte

Doğarken başladı farklılıklarımız ve yaşamaya devam ettikçe artmalıydı farkındalığımız. Farklıydık hepimiz; doğduğumuz an, doğduğumuz yer, ismimiz, çevremiz hepsi birbirinden farklıydı. Bazen farklılıklarımızı sevdik bazen de farklılıklarımızla birbirimizi yargıladık. Doğarken gözlerimizi açtık, peki ya sonra neden gözlerimizi kapatmayı seçtik? Neden farklıyız diye birbirimizi yargıladık? Gökkuşağının rengarenk olduğunu unutup farklı renkleri sevenleri yadırgadık. Oysaki hepimiz içimize bambaşka renkler sığdırmıştık. Farklı renkleri kabul etmeyi başaramadık.  Dünyamız bir bütün halindeyken bizler o dünyayı böldük. Birlikte olup korumamız gereken bu güzel dünyayı “Sen doğulusun, sen de batılı.” diyerek ayırdık. Birbirimizden öğrenmemiz gereken kültürleri merak etmek…

Devamını Oku

Hamlet’e Yakından Bakış

Hamlet'e Yakından Bakış

“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!”[1] İngiliz Edebiyatı’nın en önemli monologlarından birinde Hamlet, bir karara varmak ve o kararın getirileriyle yüzleşmekten çok o karar üzerine düşünürken buluşur seyirciyle. Şair ve eleştirmen Coleridge, Hamlet’in en büyük kusurunun kararsızlığı olduğunu söylerken onun entelektüel düşünür noktasına da parmak basar. Fakat sonuçta en kötü karar kararsızlıktan iyidir çoğu zaman, toplumsal faydacılıktan ziyade öz benliğin konforunu düşünürsek elbette. Bir yandan Hamlet’in kararsızlığını kişilik özelliklerinden ziyade pratik nedenlere de bağlayabiliriz. Babası ölmüş, annesi Gertrud ise amcası Kral Claudius ile alelacele evlenmiştir. Sık sık baş…

Devamını Oku

Sosyal Medyanın İki Yüzü

Sosyal Medyanın İki Yüzü

Her şeyi siyah ya da beyaz olarak ayırmaya alıştığımız hayatlarımızda sadece bu renklerin olmadığını, bazen grilerin ve gökkuşağının da olabileceğini kabul etmemiz gerektiğini düşünüyorum. İnsanoğlu her şeyi uçlarda yaşama mantalitesinden çıkıp ince ayarı tutturabildiği zaman çoğunlukla zararlı kategorisine sokulan eylemlerden fayda elde edebilir ve aşırıya kaçmanın zararın asıl nedeni olduğunu fark edebilir. Günümüzde sosyal medyanın hayatımızda nasıl da hüküm sürdüğü tartışılmaz, bu sebeple onun iyi ve kötü yanlarını tartışıyoruz. İnternette sosyal medya kullanımının hayatları verimsiz ve boş ve hale getirdiğini, acilen sosyal medya hesaplarınızı kapatmanız gerektiğini söyleyen milyonlarca video bulabilirsiniz.…

Devamını Oku

Fernweh

Fernweh

Almanca ’da bir kelime “fernweh”. Beluka bu kelimeyi şöyle çevirmiş “Uzak özlemi” ya da “uzaklara gitmeyi özleme”. Google translate “yolculuk tutkusu” diye çeviriyor kelimeyi. Kelime aslında tatile çıkmak ya da gezip dolaşmak anlamını taşımıyor. Bana göre yanlış çeviriler. Almanca öğretmenliği okuyan birisi olarak şöyle açıklayayım: fern: uzak weh: acı, ağrı, bu iki kelime aslında Almanca’da fiziksel anlamda bahsedilen acı ve ağrı ama bir diğer yan anlamı ise keder. Yani aslında bir bakıma uzaklarda, hiç gitmediğiniz belki de, bir yere duyulan acı, üzüntü ve keder eşliğinde özlem duyma. Ki evet farkındayım…

Devamını Oku

Eski Bir İnanışa Göre

Eski Bir İnanışa Göre

Eski bir inanışa göre: “Her iç çekişte kalp bir damla kan kaybedermiş.” – William Shakespeare, Hamlet (s. 73) İnsan neden iç çeker? Derin derin böyle. İlla sigara içip içini çekmesi gerekmez. Yatakta uzanıp bomboş tavana saatlerce bakıp iç çekebilir insan. Belki bir denizin kıyısında sabaha kadar denizi izleyip dalgaların sesiyle iç çeker. Kimi zaman arabanın içinde oturur, kimi zaman sokağın ortasında duran bomboş bir parkta oturup iç çeker. Kedinin köpeğin başını okşarken veya bir renk görür iç çeker. Anıların sizi nerde nasıl kıskıvrak yakalayacağı, kalbinizden bir damla eksilteceği maalesef ki…

Devamını Oku

Taşa Yazdım

Taşa Yazdım

Yazıyı okumadan önce küçük bir ricam olacak. Cenk Erdoğan’ın“Taşa Yazdım” şarkısını dinler misiniz? Dinlediyseniz başlayayım. Aslında çok fazla söz içermeyen şarkı dinlemem. Müziklerin her zaman bir söze, duyguya ya da manaya ihtiyacı olduğunu düşünürüm. Çünkü melodi o zaman tamamlanır ve dinleyiciye sunulur derim hep kendi kendime. Fakat bazı melodiler vardır, sizi öyle düşünceler içine alır ki tekrar tekrar başa sarar dinlersiniz. Hatta iyi ki üzerine söz yazılmamış da ben kendi sözlerimi oraya aktarabiliyorum dersiniz. Söz içermeyen melodilerin hikayesini siz kafanızdan yazarsınız. O an hangi ruh halindeyseniz ya da nerelere kaçmak…

Devamını Oku

Zamane Çocukları

Zamane Çocukları

Zamane çocukları şımarıktır, bazen çok asi bazen de umursamazdır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de sevgi ve saygı nedir bilmezler. Ne kadar çok kötülük yükledik biz bu zamane çocuklarına. Ne kadar çok yok saydık biz bu çocukları, önemsemedik, güvenmedik. En kötüsü onların yanında durabilecek cesareti gösteremedik. Bizden çok bir şey istemediler aslında, onlara söyleyebileceğimiz güven dolu tek bir söz kilitli kalan tüm kapıları açabilecek güçteydi. Onların ne kadar başarılı ve güçlü olduklarını görüyor muyuz? Bence görmüyoruz, görmek istemiyoruz.  Ne zaman seslerini duysak kulaklarımızı kapatıyoruz. Seslerinin daha fazla çıkması için desteklemek…

Devamını Oku

Belirsizlik Denizleri

Belirsizlik Denizleri

Kaybolmak… Duygularımızın, kendi kafamızın içinde bile, günde bin defa bizimle çelişmesi. Ne istediğimizi bilememek. Belirsizlik denizleri… Bu denizlerin birleşiminden oluşan hiçlik okyanusu… Ardından, okyanusun en derin yerinden gelen hissizlik dalgası… Ve son olarak ne hissettiğinizi bile tam olarak kavrayamadığınız saatler, günler, haftalar belki de aylar. Tüm bunları hissederken şöyle düşünür ve şunları yaparız; Nefret de bir duygu mudur gerçekten? Nefretin içinde sevgi de var mıdır? Bir kişiye karşı aynı anda hem nefret hem sevgi duyabilir miyiz? Yoksa nefret olduğunu düşündüğümüz şey aslında karşımızdaki insana kırılmak mıdır? İnsan bazen yanlış olduğunu…

Devamını Oku

Cadılar Bayramı Tarihçesi

Cadılar Bayramı Tarihçesi

Halloween, Türkçe karşılığı ile cadılar bayramı uzun bir tarihe sahip olan Avrupa kökenli bir bayramdır. Başlangıç tarihi net olarak belli olmasa da 1. yüzyılda Britanya bölgesinde yaşayan pagan keltlerin kışa geçiş festivali olan Samhain’den evrimleşmiştir. Pagan keltler yazın ve hasat mevsiminin bitiş günü olan 1 Kasım’da ölümlüler dünyasının kapısının açıldığına inanmışlardır. Ruhların ve insanların birleştiği bu gece başta keltlerin en korkunç gecelerinden biri sayılmış, kötü ruhların onlara bulaşmaması için adaklar adayıp sofralar kurmuşlar, ruhlardan kaçmak ve korunmak için maskeler takarak geceyi geçirmeye çalışmışlar. Romalılar aynı yüz yıl içerisinde bölgeyi fethettiklerinde…

Devamını Oku