Taşa Yazdım

Taşa Yazdım

Yazıyı okumadan önce küçük bir ricam olacak. Cenk Erdoğan’ın“Taşa Yazdım” şarkısını dinler misiniz? Dinlediyseniz başlayayım. Aslında çok fazla söz içermeyen şarkı dinlemem. Müziklerin her zaman bir söze, duyguya ya da manaya ihtiyacı olduğunu düşünürüm. Çünkü melodi o zaman tamamlanır ve dinleyiciye sunulur derim hep kendi kendime. Fakat bazı melodiler vardır, sizi öyle düşünceler içine alır ki tekrar tekrar başa sarar dinlersiniz. Hatta iyi ki üzerine söz yazılmamış da ben kendi sözlerimi oraya aktarabiliyorum dersiniz. Söz içermeyen melodilerin hikayesini siz kafanızdan yazarsınız. O an hangi ruh halindeyseniz ya da nerelere kaçmak istiyorsanız oralara gidersiniz. Melodinin ucu açıktır. Kafanızın içindeki negatif ya da pozitif tüm hayaller melodiyle bütünleşir. Dolayısıyla yazılmamış olan o sözlerin sizi etkilemesine izin vermezsiniz. O melodi sizin olmuş ve her defasında farklı senaryolarla sözler yazarsınız. Bu hissin verdiği özgürlük ve mutlulukta yanınıza kar kalır. “Taşa Yazdım” şarkısına gelince…Şarkıyı ilk dinlediğimde aynen şu hisler uyandı: Kötü bir geçmiş ve umut arasında bir yerdeyim. Kapkaranlık ucu bucağı gözükmeyen bir ormandan çıkmak üzereyim. Araftayım. Daha çıkamamışım. Siyah bulutlu sisli bir orman. Neredeyse her yer siyah çok ama çok nadir koyu yeşil yapraklar var etrafta. Sıkışmış bir his hali ile karamsarlık hissi kaplamış bir ormandan, aydınlık bir yola doğru yürüyorum. Daha doğrusu yürümeye çalışıyorum.  Ama aydınlık olan o yolu betimleyemiyorum. Karanlık ve sisli ormanda özlediklerim, yaşamak istediklerim ve mutluluklarımda var hala. Özlüyorum her ne kadar karanlık ve sisli olsa da. Geri dönmek de istiyorum. Fakat ilerisi daha aydınlık,orada daha mutlu olacağıma eminim. Nasıl ve neden eminim en ufak bir fikrim yok. Sanki olmayan bir durumun kararını vermek zorundayım. Karanlık ve aydınlık arasına sıkışmışım. Dedim ya araftayım. Özlediğim hisler arkamda kalmış, yenilerini yazmak için aydınlığa ilerlemem gerekiyor. Karanlıktaki mutluluklarımı bırakıpyeni mutluluklarıma hazırlanmam gerekiyor. Aydınlığa doğru giderken sürekli dönüp arkama bakıyorum. O karanlık ormandan birisi seslenecekte “dur” diyecek diye. Kim der, kim yardım eder bilemiyorum. Zaten 3 dakika 58 saniyede bitiyor. Sonra baştan dinlemeye başlıyorum.. Şarkının adının neden “Taşa Yazdım” olduğunu öğrenebilsem keşke. Acaba söylenemeyen, ifade edilemeyen çok güçlü duyguları olan besteci, duygularını ifade etmekte o kadar zorlanılmış ki, bu kadar güçlü duyguları basit bir kâğıda yazamam mı demiş? O yüzden kazıyarak yorularak taşa yazarım betimlemesi mi yapmış? Kim bilir.. Bu şarkıya benzer, neredeyse aynı hissi uyandıran iki duygu yüklü melodi daha var; Leyla & Mecnun dizisinin müziklerini yapan Alper Atakan’ın“Geri Dönme” ve Ezel dizisinin müziklerini yapan Toygar Işıklı’nın “Eve Dönüş” şarkıları..

Hayallerinizi, düşüncelerinizi hatta belki korkularınızı birleştirip bütünleştirdiğiniz melodiler keşfetmeniz dileğiyle… Görüşürüz..

İlgili Yazılar