Farklıydık İşte

Farklıydık İşte

Doğarken başladı farklılıklarımız ve yaşamaya devam ettikçe artmalıydı farkındalığımız. Farklıydık hepimiz; doğduğumuz an, doğduğumuz yer, ismimiz, çevremiz hepsi birbirinden farklıydı. Bazen farklılıklarımızı sevdik bazen de farklılıklarımızla birbirimizi yargıladık. Doğarken gözlerimizi açtık, peki ya sonra neden gözlerimizi kapatmayı seçtik? Neden farklıyız diye birbirimizi yargıladık? Gökkuşağının rengarenk olduğunu unutup farklı renkleri sevenleri yadırgadık. Oysaki hepimiz içimize bambaşka renkler sığdırmıştık. Farklı renkleri kabul etmeyi başaramadık.  Dünyamız bir bütün halindeyken bizler o dünyayı böldük. Birlikte olup korumamız gereken bu güzel dünyayı “Sen doğulusun, sen de batılı.” diyerek ayırdık. Birbirimizden öğrenmemiz gereken kültürleri merak etmek…

Devamını Oku

Zamane Çocukları

Zamane Çocukları

Zamane çocukları şımarıktır, bazen çok asi bazen de umursamazdır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de sevgi ve saygı nedir bilmezler. Ne kadar çok kötülük yükledik biz bu zamane çocuklarına. Ne kadar çok yok saydık biz bu çocukları, önemsemedik, güvenmedik. En kötüsü onların yanında durabilecek cesareti gösteremedik. Bizden çok bir şey istemediler aslında, onlara söyleyebileceğimiz güven dolu tek bir söz kilitli kalan tüm kapıları açabilecek güçteydi. Onların ne kadar başarılı ve güçlü olduklarını görüyor muyuz? Bence görmüyoruz, görmek istemiyoruz.  Ne zaman seslerini duysak kulaklarımızı kapatıyoruz. Seslerinin daha fazla çıkması için desteklemek…

Devamını Oku

Geleceğe

Geleceğe

Eskiden mektuplar vardı. Duyguların ekrana değil de kağıda döküldüğü mektuplar.  Sabırsız bekleyişlerin ardından heyecanlı, hüzünlü ya da mutlu haberler postacılarla elimize ulaşırdı. Hep başkası için mektup yazılırdı ve bu yazılanlar en fazla bir ay sonra karşı tarafın eline ulaşırdı. Şimdilerde ise büyüklerin deyimiyle “Artık devir değişti.’’.  Kimsenin aklına kendisi için ya da bir başkası için yıllar sonraya mektup yazabileceği gelmemişti ki! 1986 yılında PTT’nin başlatmış olduğu “Geleceğe Mektup’’ kampanyası ile birlikte çoğu kişi 2000 yılına mektup yazmıştır. 2000 yılı geldiğinde ise PTT tarafından, yazılan mektuplar ilgili adreslere ulaştırılmıştır. Günümüzde ise…

Devamını Oku

Tanımak

Tanımak

Kendimizi ne kadar tanıyoruz? Başkaları bizi nasıl tanıyor? Aslında göründüğümüz kişi miyiz? Yoksa görünenden daha mı farklıyız? Bu soruların cevabını kişi ancak kendisi verebilir. Yaş ilerledikçe, yaşanmışlıklar artıkça kendimizi daha fazla tanıdığımızı düşünüyorum. Olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler, duygularımız, düşüncelerimiz değiştikçe aslında kim olduğumuzu daha iyi anlıyoruz. Kendimizi tanımaya başladıkça yavaş yavaş farklı bir kişiliğe bürünüyoruz ve çevremizde bu durum kötü bir değişim olarak algılanabiliyor, halbuki değişmek ne kadar da güzel ve olağan bir durum. Yaşanılan değişim ile birlikte kendimizi daha fazla tanıyıp, kendimiz hakkında daha fazla bilgiye sahip oluyoruz. Biz…

Devamını Oku

Dinlemek ve Anlamak

Dinlemek ve Anlamak

Anlamak için mi dinliyoruz? Yoksa sadece dinlemiş olmak için mi? Bazen o kadar çok anlatıyoruz ki dinlemeyi unutuyoruz. Bazen anlaşılmak için anlatıyoruz fakat dinlenmediğimizi görüyoruz. Bazen de anlatacağımız şeyler varken, anlatmaya fırsat bulamıyoruz. Bunun gibi birçok sorun ile günlük hayatımızda karşı karşıya kalıyoruz. Bir şeyler anlatılırken sabredemiyoruz ve dinlermiş gibi görünürken vereceğimiz cevabı düşünüyoruz. Birkaç mimik ve göz teması kurarak kendimizi de dinlediğimize inandırıyoruz. Aslında biz, dinlemeyi değil anlamayı ertelemiş oluyoruz. Her insan anlaşılmak ister ve bunun tek yolu dinlemekten geçer. Dinlemek ve anlamak birbirine sıkı sıkıya bağlı iki kavram…

Devamını Oku

Eskiden

Eskiden

Yaşadıklarımızın, hissettiklerimizin, ilişkilerimizin eskiden daha derin anlamlar taşıdığına inanıyorum. Günümüzde çoğu şeyin yüzeysel bir duruma geldiğini görüyorum. Yaşanılanların, hissedilenlerin o kadar gerçekliği yok gibi. Sanki söylenenler yürekten değil de sadece dilden dökülüyor. Oysa eskiden öyle miydi? Her şey daha güzel, daha doğal, daha sade ve daha gerçekçiydi.   Yeni hayat ve değişen insanlar ile birlikte eskiye daha fazla özlem duymaya başladık. Çoğumuzun dilinden “o eski günler” şeklinde başlayan cümleler dökülüyor. Kimimiz çocukluk günlerini özlüyor, kimimiz gençlik yıllarını, kimimiz ardında bıraktıklarını… Her ne olursa olsun birileri bir yerlerde eskiye karşı özlem…

Devamını Oku

Eylül

Eylül

Bak, yine eylül geldi! Doğadaki renkler değişmeye; yeşilin yerini sarılar, mavinin yerini griler almaya başladı. Sıcak günler, yerini hafif rüzgârlı eylül ayına bıraktı. Yaz günlerinde yorgunluğumuzu üstümüzden atıp, eylül ayı geldiğinde de kendimizi yeniliklere hazırlıyoruz. İşte, bu yüzden çoğu kişinin eylül ayı geldiğinde kendisini yeni başlangıçlar için hazır hissettiğini düşünüyorum. Hafif serinliği ile biraz kendimize geliyoruz ve özlediğimiz rüzgâr ile hasret gideriyoruz. Ara verdiğimiz hayatlarımıza eylül ayıyla birlikte yeniden dönüyoruz. Adına şarkılar, şiirler yazılan bir aydan bahsediyorum. Bizim için eylül’ün neden bu kadar kıymetli olduğunun cevabını veremiyorum çünkü herkeste farklı…

Devamını Oku

Betonlaşıyoruz

Betonlaşıyoruz

‘’Yükselen betonlar yüzünden dolaşacak yer bulamayan rüzgarlara yol açmak istiyorum.’’ (Tuhaf,2019). Bir dergide karşıma çıktı bu cümle ve o an yükleyebileceğim tüm anlamları yükledim bir cümleye. Gökyüzünü görmek için başımızı kaldırdığımızda yükselen betonlar mutsuz etti bizleri, ağaçlara konmak için kendisine yer arayan kuşlar sitem etti bizlere, güçlü dallar yerine parklarda sallanan bir nesil yetiştirdik, hem de kendi ellerimizle. Gün geçtikçe betonlaşıyoruz. Ormanlarımıza,  gökyüzüne, geleceğimize zarar veriyoruz. Yükselen betonlar nedeniyle çağımızın sorunu olan küresel ısınmaya daha fazla yaklaşıyoruz. Bu olaya şöyle bir örnek verebiliriz: Doğa mucizelerle doludur ve olası bir aşırı…

Devamını Oku

Ertelemek

Ertelemek

“Daha sonra yaparım, birazdan başlayacağım, bugün kendimi iyi hissetmiyorum yarın hallederim.” gibi sözler size de tanıdık geliyor mu? Farkında olmadan hayatımızı mı erteliyoruz? Yaşamın uzun olduğunu düşünürken, erteleme sebebiyle ulaşacağımız güzel günleri mi kısaltıyoruz?  Biz kendimize ne yapıyoruz? Ertelemek, neredeyse herkesin hayatında en az bir defa gerçekleştirdiği bir eylem olarak karşımıza çıkmaktadır. ‘’Bugün bu işimi halledeceğim.’’ diyerek kendimize verdiğimiz sözleri tutamıyoruz ve yarın, bir sonraki gün derken bu süreç devam ettikçe ediyor. Bir süre sonra yapmak istediğimiz işe karşı olan inancımızı ve hevesimizi kaybediyoruz. İnanmayı bırakarak kendi kendimizi sabote ediyoruz.…

Devamını Oku

Empati

Empati

Bugün birlikte kendimizi bir başkasının yerine koyup, hayata ve olaylara onun gözünden bakmayı deneyelim. Kimimiz empatiye hayatında yer verdiği için hiç zorlanmayabilir, kimimizi ise bu durum oldukça gerebilir. ‘’Eş duyum’’ ya da ‘’duygudaşlık’’ olarak da bilinen ‘empati’ kavramı hayatımızda önemli bir yere sahip olmalı. Çünkü bir çoğumuz empati kurmayı bilmiyoruz. Başımıza bir şey geldiğinde başkalarının bizi düşünmesini beklerken, aslında en başında biz onları düşünmüyoruz. Hayatımız yolundaysa, huzurluysak, başkalarının acısını içimizde yaşatamıyoruz. Hayatımızda çoğu şey yolunda gitmiyorsa, mutsuzsak başkasının sevincine ortak olamıyoruz. Ben merkezli yaşıyoruz. Hâlbuki acıyı, sevinci, duyguları paylaşmak hepimiz…

Devamını Oku