Yalan Dolan Rüzgarı

windmills on terrain between cacti and electric towers

Artık herkes farkında, sosyal medya yalan dolan rüzgarı. Dünya üzerinde yangın, sel, deprem, şehit, kadın cinayetleri vb. gibi olaylar olduğunda herkes bir anda tepki veriyor. Ama sadece o dönem. Ki bu sürede çoğu zaman 3-4 gün sürüyor. Sonrasında herkes kendi yaşamına, işine, dersine günlük yaşamına geri dönüyor. Bu sıralar “Böyle bir olay var, sen ne neden tepki göstermiyorsun?” çıktı başımıza. Kimse bu olayı içselleştirmek için story ya da post atmak zorunda değil. Umursamıyor olabilir. Ki bu en doğal hakkı. Üzülmüyordur, umurunda dahi değildir. Bu durumda ancak o kişiyi ilgilendirir. Onun…

Devamını Oku

Fernweh

Fernweh

Almanca ’da bir kelime “fernweh”. Beluka bu kelimeyi şöyle çevirmiş “Uzak özlemi” ya da “uzaklara gitmeyi özleme”. Google translate “yolculuk tutkusu” diye çeviriyor kelimeyi. Kelime aslında tatile çıkmak ya da gezip dolaşmak anlamını taşımıyor. Bana göre yanlış çeviriler. Almanca öğretmenliği okuyan birisi olarak şöyle açıklayayım: fern: uzak weh: acı, ağrı, bu iki kelime aslında Almanca’da fiziksel anlamda bahsedilen acı ve ağrı ama bir diğer yan anlamı ise keder. Yani aslında bir bakıma uzaklarda, hiç gitmediğiniz belki de, bir yere duyulan acı, üzüntü ve keder eşliğinde özlem duyma. Ki evet farkındayım…

Devamını Oku

Eski Bir İnanışa Göre

Eski Bir İnanışa Göre

Eski bir inanışa göre: “Her iç çekişte kalp bir damla kan kaybedermiş.” – William Shakespeare, Hamlet (s. 73) İnsan neden iç çeker? Derin derin böyle. İlla sigara içip içini çekmesi gerekmez. Yatakta uzanıp bomboş tavana saatlerce bakıp iç çekebilir insan. Belki bir denizin kıyısında sabaha kadar denizi izleyip dalgaların sesiyle iç çeker. Kimi zaman arabanın içinde oturur, kimi zaman sokağın ortasında duran bomboş bir parkta oturup iç çeker. Kedinin köpeğin başını okşarken veya bir renk görür iç çeker. Anıların sizi nerde nasıl kıskıvrak yakalayacağı, kalbinizden bir damla eksilteceği maalesef ki…

Devamını Oku

Taşa Yazdım

Taşa Yazdım

Yazıyı okumadan önce küçük bir ricam olacak. Cenk Erdoğan’ın“Taşa Yazdım” şarkısını dinler misiniz? Dinlediyseniz başlayayım. Aslında çok fazla söz içermeyen şarkı dinlemem. Müziklerin her zaman bir söze, duyguya ya da manaya ihtiyacı olduğunu düşünürüm. Çünkü melodi o zaman tamamlanır ve dinleyiciye sunulur derim hep kendi kendime. Fakat bazı melodiler vardır, sizi öyle düşünceler içine alır ki tekrar tekrar başa sarar dinlersiniz. Hatta iyi ki üzerine söz yazılmamış da ben kendi sözlerimi oraya aktarabiliyorum dersiniz. Söz içermeyen melodilerin hikayesini siz kafanızdan yazarsınız. O an hangi ruh halindeyseniz ya da nerelere kaçmak…

Devamını Oku

Belirsizlik Denizleri

Belirsizlik Denizleri

Kaybolmak… Duygularımızın, kendi kafamızın içinde bile, günde bin defa bizimle çelişmesi. Ne istediğimizi bilememek. Belirsizlik denizleri… Bu denizlerin birleşiminden oluşan hiçlik okyanusu… Ardından, okyanusun en derin yerinden gelen hissizlik dalgası… Ve son olarak ne hissettiğinizi bile tam olarak kavrayamadığınız saatler, günler, haftalar belki de aylar. Tüm bunları hissederken şöyle düşünür ve şunları yaparız; Nefret de bir duygu mudur gerçekten? Nefretin içinde sevgi de var mıdır? Bir kişiye karşı aynı anda hem nefret hem sevgi duyabilir miyiz? Yoksa nefret olduğunu düşündüğümüz şey aslında karşımızdaki insana kırılmak mıdır? İnsan bazen yanlış olduğunu…

Devamını Oku

Bulanıklaşmayalım

Bulanıklaşmayalım

Tembellik tam bir uyuşturucu. Bir kere alışınca eski normaline dönmek için ciddi bir çaba sarf etmek gerekiyor. Film ve dizi izleme, müzik dinleme, kitap okuma hatta dışarı bile çıkma isteğinin sıfırlanması insanın tüm duygularını sömüren bir durum. Döngüye girdiğin anda girdap seni daha da çekiyor. Çıkmak istiyorsun ama çaba sarf etmediğin için daha fazla dibe çöküyorsun. Çaba sarf etmen gerektiğini sen de bildiğin halde bunu yapamadığın için vicdan azabı çektiğini fark ediyorsun ve yerinde sayıp duruyorsun. Klasik yaşam koçlarının, motivasyon konuşmaları yapan insanların söylediği ve herkesin ezberlediği kelimeleri kullanmayı artık…

Devamını Oku

Manevi Kira

Manevi Kira

Empati* köklerini Fransızca’dan alan bir kelime. Ruhbilim terimlerine göre “eş duyu” anlamını taşıyor. Yardım ise “elinde bulunan olanakları ve gücü başka bir kimsenin iyiliği, onun gereksinimi için kullanma.” demek. Karşınızdaki insanla empati kurmak herkesin kulağına hoş gelen bir kavram. Basitçe açıklamak gerekirse, karşınızdaki insan üzülürse siz de üzülürsünüz, mutlu olursa siz de mutlu olursunuz (ki bu dünyadaki en erdemli aynı zamanda da en zor duygu durumudur). Bu empati kurma durumuyla birisine yardım etme durumunu birlikte düşünelim. Sizce empati kurmamın ve birisine yardım etmenin kötü yanları var mıdır? Daha önce duydunuz…

Devamını Oku

Her Şarkının Bir Hikayesi Vardır

Her Şarkının Bir Hikayesi Vardır

Bu aralar birkaç isteğim var. Geçen günlerde Sertab Erener, 2020 yılında çıkardığı “Ben Yaşarım” albümünün bir başka versiyonunu çıkardı. Albümün adı “Hikayeleri ile ‘Ben Yaşarım’ ”. Çıktığı ilk gece yatağa uzanıp dinledim tüm albümü. Zaten ‘Ben Yaşarım’ albümünü biliyordum ve severek dinliyordum. Bir de hikayelerini dinledikten sonra bir kez daha hayran kaldım. Bazen güldüren, bazen tüyleri diken diken eden, bazen de “Benimle aynı şeyi hissetmiş” dedirten kısa sohbetler gerçekleştirmiş aslında Sertab Erener. Özellikle şarkıların hikayesini daha önceden bilip, şarkıyı yeniden dinlemek inanılmaz bir hismiş. 2020 yılında çıkardığı albümde 14 şarkı…

Devamını Oku

Tanımadığınız Biri Sizi Üzebilir Mi?

Tanımadığınız Biri Sizi Üzebilir Mi?

Siz hiç tanıdığınızı sandığınız kişinin aslında gerçekten o kişi olmadığını fark ettiniz mi? Benim bunu fark ettiğim iki kişi oldu hayatımda. Ki bu sayı yüksek ihtimalle daha fazladır. Bakıldığında birçok insan gerçek karakterini çoğu zaman göstermiyor ama benim bahsettiğim konu biraz kendiniz gibi sandığınız, ruh eşiniz olduğunu düşündüğünüz kişi. Bir zamanlar her şeyinizi paylaşıp, aynı olaylara gülüp eğlendiğiniz insan. Fark ettiğim günün sonunda arkama yaslanıp “huzurlu” bir şekilde güldüm. Kafamın içinde şu kelimeler dolandı; “ilginç”, “garip” ve “vay bee”. “Nasıl olur? Ben nasıl fark etmem? Hep böyleydi de ben mi…

Devamını Oku

Sevil Abla 2

Sevil Abla 2

Merhaba Şefik ağabey. Sevil Abla’nın kafasında bu aralar karmaşıklık ve belirsiz kavramları dolanıyormuş. Bu durum, hayatını yaşayışını ve hayata bakışını bile etkiliyormuş. Öyle söyledi yakın zamandaki bir görüşmemizde. Sevil Abla belirsizliği ve karmaşık bir duygu halinde olmayı pek sevmiyormuş. Ya siyah ya beyaz derler ya, Sevil Abla da o tarz insanlardanmış. Bu durum tabii onu yıprattıkça yıpratıyor, kendi kabuğuna daha fazla çekilmesine sebep oluyormuş. Hayatındaki en ufak belirsizlik duygusu, geri kalan işlerini etkiliyor ve işin içinden çıkılmaz bir hale dönüşüyormuş. Bulanık bir yaşam, ona göre değilmiş yani. Hoş, zaten kim…

Devamını Oku