İnsanları Sınıflandırmak

İnsanları Sınıflandırmak

Ne kadar mantıksız bir terim değil mi? ’’İnsanı sınıflandırmak, ayırmak’’ halbuki hepimiz aynı yerden sıfırdan gelip sonsuzluğa gidiyoruz. Kimi zengin, kimi orta halli, kimi fakir ama ne olursa olsun yine karşımızda aynı hayat savaşını veren et tırnak kazanmış bir insan. Ama ayrım yapmak için bir sürü şeyi ortaya koyar insan; o, bu, şu ama bu her zaman aynı noktaya dönüp gelecektir. Karşımızda yargılayıp ayırdığımız kişide insandır. Yargılamamız da, sınıflandırmamız da bizim egomuza yenik düştüğümüzü gösterir. Her bir yargımız ve her bir negatif düşüncemizi bir kenara koyup, karşımıza gelen insanı olduğu…

Devamını Oku

Geleceğe

Geleceğe

Eskiden mektuplar vardı. Duyguların ekrana değil de kağıda döküldüğü mektuplar.  Sabırsız bekleyişlerin ardından heyecanlı, hüzünlü ya da mutlu haberler postacılarla elimize ulaşırdı. Hep başkası için mektup yazılırdı ve bu yazılanlar en fazla bir ay sonra karşı tarafın eline ulaşırdı. Şimdilerde ise büyüklerin deyimiyle “Artık devir değişti.’’.  Kimsenin aklına kendisi için ya da bir başkası için yıllar sonraya mektup yazabileceği gelmemişti ki! 1986 yılında PTT’nin başlatmış olduğu “Geleceğe Mektup’’ kampanyası ile birlikte çoğu kişi 2000 yılına mektup yazmıştır. 2000 yılı geldiğinde ise PTT tarafından, yazılan mektuplar ilgili adreslere ulaştırılmıştır. Günümüzde ise…

Devamını Oku

Bir İdam Mahkumunun Son Günü – Victor Hugo

Bir İdam Mahkumunun Son Günü – Victor Hugo

1800’lü yıllarda hüküm giymiş birine idam cezası hangi şartlarda verilirdi? Hangi suçun cezası ölümle sonuçlandırılmalıydı? Eğer, bunu okuyanlar arasında hukukçu veya tarihe ilgisi olanlar varsa o zamanlardaki ceza kanunlarına bizden daha çok hâkim olmaları muhtemeldir. Lakin, bir suçun cezası gerçekten ölüm olabilir miydi? Victor Hugo tarafından kaleme alınan bu kitapta anlatılanların nedeni iki şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Birincisi, söz konusu olan mahkûmun son düşünce ve fikirlerini karaladığı irili ufaklı bir tomar kâğıdın bulunup kaydedilmesi ve ardından yayınlanmasıdır. İkincisi, bu adama rastlayan başka bir adamın, bir filozofun veya bir şairin zihnine takılan…

Devamını Oku

Başarı Odaklılık

Başarı Odaklılık

“Ödül verenin yoksa ödülünü kendin almayı bileceksin” Başarı odağı yüksek kişiler, kendilerine yüksek standartlar belirlerler. Bu yönü güçlü kişiler, yaptıkları işte başkasının yönlendirmesi olmadan kendileri için hep daha iyisine ulaşmayı hedeflerler. Neyi başarmak istedikleri konusunda nettirler ve attıkları her adım bu hedefe yöneliktir. Hedeflerine ulaşma konusunda yollarına azimli bir şekilde devam ederler. Karşılarına çıkan engeller karşısında olumlu bakış açılarını korurlar ve yılgınlık göstermezler. Zorluklarla karşılaşmak onlara heyecan verir, zorlu durumları kendilerini test ettikleri fırsatlar olarak görürler. Öğrenme Çevikliği; Bu yeteneğe sahip kişiler yeni şeyler öğrenmeye meraklıdır, çabuk öğrenir ve öğrendiklerini…

Devamını Oku

Anı Yaşamak Nedir?

Anı Yaşamak Nedir?

Günümüzde sosyal medyanın da yaygınlaşmasıyla popülerlik kazanan “Carpe Diem” konusuna değinmek istiyorum. Sanılanın aksine, yarınını düşünmemek değildir anı yaşamak. Geçmişi kabullenerek geleceğe dair planlar doğrultusunda hareket ederken bu süreçten zevk alabilmektir aslında.Hepimiz mutluluğa ve başarıya giden o yolda zorluklarla karşılaşıyoruz. Bazen sıkılıyoruz, üzülüyoruz hatta sinirleniyoruz. Bu noktada şunu hatırlamak gerekiyor: Bir insan olarak tüm duygularımızla varız. Olumsuz duygular da bizim, kendimiz için doğru olan şeyleri yapmamıza yardımcı oluyor. Biri, hakkımızı ihlal ettiğinde öfkelenip hemen harekete geçme ihtiyacı duyuyoruz. Sınav için endişelendiğimizde ders çalışma gereksinimi duyuyoruz. Dolayısıyla bu duygular da tıpkı…

Devamını Oku

Başarı

Başarı

Başarının bedeli iki dönemde ödenir: Başarılı olmadan önce ve başarılı olduktan sonra. Önce başarılı olmak, sonra da başarılı kalmak için ödenen bedeller vardır. Başarılı bir hayat, yan gelip yatmak gibi bir şey değildir. Peki başarı bizden neden bedel ister? Çünkü; başarıyı hak edeni, hak etmeyenden adil bir şekilde ayırmak gerekir. Bedel bir ödemedir, hayatın üniversite sınavıdır. Eğer başarı bedelsiz olsaydı herkes ona ulaşırdı, o zaman da başarı olmazdı. Başarılı olmadan önce ödenen bedeller, başarılı olmayı hak edenleri hak etmeyenlerden ayıran en önemli göstergelerden biridir. İlki ön ödeme, ikincisi ara ödeme…

Devamını Oku

Bir Ay Döngüsü

Bir Ay Döngüsü

Ayın bir karanlık yüzü vardır bir de aydınlık yüzü. Gökyüzüne baktığımızda ve onu göremediğimiz dönemlerde kendi kabuğuna çekildiğini anlarız. Zamanı gelince bütün ihtişamıyla alır yeriniz gökyüzünde. Gecelerimizi aydınlatır ve çoğu zaman güneş gibi doğar içimize. 7 Eylül işte tam bu döngünün başladığını tarih. Ayın karanlık yüzünü bırakıp aydınlık yüzünü bize döndüğü bir başlangıcın tarihi. Çok gizemli, bir o kadar da sevimli. Hepimiz hayatımız boyunca bir ay gibi davranırız. Bazen yaşamdan siliniriz bazen de ay gibi doğarız geceye. Düşünsenize koskoca evrende ayın bile geçirdiği büyük bir değişim varsa neden sayalım yerimizde?…

Devamını Oku

Zaman Makinesi

Zaman Makinesi

Zamanda geriye gitmek mümkün değil ama yıllar önce bulunduğun yerlere gidip aynı kokuları farklı bir varlık bilinciyle duyumsamak mümkün. On sene önce bıraktığım izlerimi seyrettim bugün. Gittiğim her yerde bir taş duvara dokunmayı, bir çiçeği koklamayı ve bir kaldırıma kuvvetlice basmayı severim. Kimse bilmez ama ben, orada kendimden bir iz bıraktığımı bilmeyi ve benden önce kendi izlerini bırakanları hayal etmeyi severim. Bu fikir beni en az zamanda yolculuk kadar heyecanlandırır, kalbimin değişen ritminden yeni bir anı yaratmakta olduğumu bilirim. Geçtiğim yolu hatırlamam ama bulunduğum yeri hatırlarım. Yanımdakileri hatırlamam ama hissettirdiklerini…

Devamını Oku

Yol

Yol

Denilene göre, bilmek lanetliymiş. Eğer insan bilgi terazisinde cehalet ağır basarsa mutlu olurmuş. O zaman neden bir şeyleri biliyoruz? Neden daha fazla bilmek için çaba gösteriyoruz? Denilenler mi yanlış? Hayır, bence bilmek bilginin güzelliğiyle büyülenmekle birlikte aynı zamanda sırtlandığımız bir yük olarak ortaya çıkıyor. Bu yüzden bu kadar zıt bir kavramı ifade ediyor. Sırtlandığımız yüke ise ne denir? Bilmiyorum! Belki, sorumluluk! Bildiğini öğretmenin ya da en azından anlatmanın sorumluluğu, bilginin beraberinde getirdiği paylaşma arzusunun sorumluluğu. Belki de farkındalık; öğrendiğin her yeni bilginin, görüş alanına giren her özne ve nesneye bakışını…

Devamını Oku

Sınavlar ve Kalıplar

Sınavlar ve Kalıplar

Çocukluğumuzun belirli bir döneminden itibaren, henüz hakkında neredeyse hiçbir şey bilmezken, mecburi olarak okullara yönlendirilmekteyiz. Bunun yanı sıra oraya ait olup olmadığımız araştırılmadan bizim için bir sürü emek harcandığını; ailemiz, öğretmenlerimiz ve kitapları hazırlayanlardan tutup okulu düzene sokanlara kadar tanıyıp tanımadığımız birçok kişinin bizim için emek harcadığını öğreniriz. Dolayısıyla çoğunluğumuzun motivasyon ögelerinden bir tanesi; bu emeklerin zayi edilmemesi için çok çalışmamız ve okulda olması gereken şekilde davranarak yüksek puanlar almamız gerektiğidir. Haliyle zihinlerimizde maddi ve manevi bir baskı oluşmaktadır. Okul bizleri sınavlarla tanıştırır. Bu tanışmanın sonucunda kalıpları bir bir kuşanmış…

Devamını Oku