İnsanları Sınıflandırmak

İnsanları Sınıflandırmak

Ne kadar mantıksız bir terim değil mi? ’’İnsanı sınıflandırmak, ayırmak’’ halbuki hepimiz aynı yerden sıfırdan gelip sonsuzluğa gidiyoruz. Kimi zengin, kimi orta halli, kimi fakir ama ne olursa olsun yine karşımızda aynı hayat savaşını veren et tırnak kazanmış bir insan. Ama ayrım yapmak için bir sürü şeyi ortaya koyar insan; o, bu, şu ama bu her zaman aynı noktaya dönüp gelecektir. Karşımızda yargılayıp ayırdığımız kişide insandır. Yargılamamız da, sınıflandırmamız da bizim egomuza yenik düştüğümüzü gösterir. Her bir yargımız ve her bir negatif düşüncemizi bir kenara koyup, karşımıza gelen insanı olduğu…

Devamını Oku

Başarı Odaklılık

Başarı Odaklılık

“Ödül verenin yoksa ödülünü kendin almayı bileceksin” Başarı odağı yüksek kişiler, kendilerine yüksek standartlar belirlerler. Bu yönü güçlü kişiler, yaptıkları işte başkasının yönlendirmesi olmadan kendileri için hep daha iyisine ulaşmayı hedeflerler. Neyi başarmak istedikleri konusunda nettirler ve attıkları her adım bu hedefe yöneliktir. Hedeflerine ulaşma konusunda yollarına azimli bir şekilde devam ederler. Karşılarına çıkan engeller karşısında olumlu bakış açılarını korurlar ve yılgınlık göstermezler. Zorluklarla karşılaşmak onlara heyecan verir, zorlu durumları kendilerini test ettikleri fırsatlar olarak görürler. Öğrenme Çevikliği; Bu yeteneğe sahip kişiler yeni şeyler öğrenmeye meraklıdır, çabuk öğrenir ve öğrendiklerini…

Devamını Oku

Başarı

Başarı

Başarının bedeli iki dönemde ödenir: Başarılı olmadan önce ve başarılı olduktan sonra. Önce başarılı olmak, sonra da başarılı kalmak için ödenen bedeller vardır. Başarılı bir hayat, yan gelip yatmak gibi bir şey değildir. Peki başarı bizden neden bedel ister? Çünkü; başarıyı hak edeni, hak etmeyenden adil bir şekilde ayırmak gerekir. Bedel bir ödemedir, hayatın üniversite sınavıdır. Eğer başarı bedelsiz olsaydı herkes ona ulaşırdı, o zaman da başarı olmazdı. Başarılı olmadan önce ödenen bedeller, başarılı olmayı hak edenleri hak etmeyenlerden ayıran en önemli göstergelerden biridir. İlki ön ödeme, ikincisi ara ödeme…

Devamını Oku

Ölüm Denen Olgu

Ölüm Denen Olgu

Bir gazetenin ölüm ilanına baktığınızda ölüm, genel bir olaya dönüşebilir ama özünde özel bir durumdur. Kesinlikle ‘’özel’’ ve ‘’mahrem’’ olan iki deneyim vardır; ‘’ölüm’’ ve ‘’rüya’’ görmek. Kimse, kimse için ölemez ve aynı şekilde kimse için rüya göremez. Ölümü anlayabilmek kişinin tinsel gelişimi için büyük bir önem taşır. Ölüm; yaşamın karşısında değildir, o yaşamı sona erdirmez. Yalnızca onu güzel ve huzurlu olan bir zirveye taşır. Yaşam, ölümden sonra da devam eder. Doğumdan önce de var olduğu gibi ölümden sonra da var olmaya devam edecek. Yaşam, doğum ile ölüm arasındaki küçük…

Devamını Oku

Kaybetme Korkusu

Kaybetme Korkusu

Kaybetmekten korktuğun kişilere öncelik verirsen kendi hayatını değil, onların hayatını yaşarsın. ’’Aman şimdi bunu söyleme.’’ der ve hayatından vazgeçersin. “Değer mi, değmez mi? ” diye düşünmeden, değse de değmese de öncelikli olan şey, kendi hayatın olmalı. Önce kendi iç huzurun ve mutluluğun gelmeli ki; bir gün  bunları kaybettiğinde onun boşluğuna düşmeyesin. Peki ne olur kaybetmekten korkmayı bırakırsak? Öncelikle özgür olursun; başkası olmadan tabii. Korkun olmaz; muhattabına ne söyleyeceğin konusunda rahat olursun ve acabalardan kurtulursun. Yani sen sen olursun; ne güzelmiş böyle olmak dersin. Kaybetme korkusu olmadan daha cesur hissedersin ve…

Devamını Oku

Tek ve Bir Olmak

Tek ve Bir Olmak

Birçok insan kendine “Neden kendimizi dengeleyemiyoruz?” sorusunu sorar. Dengelenmek aslında simyasal bir dönüşümdür. Varoluşun özüne baktığımızda her şey bir gün yok olacaksa, evren kendi içine çöküp bir hiç olacaksa, biz neden bu maceraya başladık? Neden sonradan dengeye gelecek bir şey başta dengesiz oluyor? Aslında hepsinin cevabı aynıdır: Dönüşüm. Su ve tuz bir kap içinde karıştırıldığında, tuz artık görünmez olur. Tuz, su ile kaynaşır oysa fizikte gerçek anlamda ‘’homojen’’ diye bir şey yoktur. Moleküler düzeyde tuz ve su birbirlerinden ayrı parçacıklar halindedir. İkisi de tek ve birdir ama genelde ortaya çıkan…

Devamını Oku

İnsanları Yargılamak

İnsanları Yargılamak

‘’Yakından tanımıyorsan uzaktan yargılama’’ sözü ile konuya giriş yapmak istiyorum.Artık günümüzde herkeste ‘’yargılamak’’ bir yaşam stiline dönüşmüş. Kimimiz bu duruma alışamamış, kimimiz ise artık umursamaz bir duruma gelmiş. Ben umursamaz taraftayım. Bilen bir kişi tarafından en zor şey iken, bilmeyen bir kişi için oldukça kolay bir şeydir yargı. Kısacası cehalet arttıkça yargılar da hemen ardından çoğalarak gün yüzüne çıkıyor.Buna alışın derim.(Şimdi yazımız yargılamak hakkında ama canım cehalete de giriş yapmak istiyor. Lakin konuyu dağıtıp kafa bulandırmak istemiyorum.) Biz insanların karmaşık bir yapısı var, kafamızda oluşan milyarlarca duygu, düşünce vb. olay…

Devamını Oku

Zen Felsefesi ile Ruhumuza Yolculuk

Zen Felsefesi ile Ruhumuza Yolculuk

Konuya hemen giriş yapmadan önce sizlere Zen Felsefesini kısaca anlatmak istiyorum. Zen kelimesi Çincede “Meditasyon” anlamına geliyor. “Ch-an” kelimesinin Japonca karşılığıdır. Zen meditatif haldir. Yani Zen Felsefesinin temelinde meditasyon vardır. Bu felsefenin öğretileri de, kişiye daha mutlu ve pozitif olması için bir yaşam sunuyor. Bu felsefe, Hint Mahayana Budizmi ile birlikte Taoizmin harmanlanmış halidir. İlk Çin’de başlamış, daha sonra Kore, Japonya derken yayılmıştır. 20. Yüzyılda, batıda popülerliğini korurken, 21. Yüzyılda tüm dünyada popüler bir kültür olarak devam etmektedir. Felsefenin özü, dil veya mantıksal düşünce ile karıştırılmadan hayatın anlamını doğrudan anlamaya…

Devamını Oku