Sosyal Medya ve Algı Savaşları

Güzel kadınlar, yakışıklı erkekler, başarılı ebeveynler; bu kişilerin hepsini bir arada nasıl göreceğinizi merak ediyorsanız cevabı çok basit. Tabii ki sosyal medya sayesinde.

Sosyal medya bizim gözümüzde kusursuz bireylerden oluşmaktadır. Her günü verimli geçen, en güzel kıyafetleri giyen, en güzel vücuda sahip olan, en pahalı ürünleri kullanan ve içerisine daha birçok “en’’ sığdıran kişiler karşımıza çıkmaktadır. Bunun gibi birçok algı bireylere dayatılmaktadır; en şiddetli olanı ise güzellik algısıdır. Öyle ki bu durum profesyonel destek almaya kadar giden psikolojik sorunlara yol açabilir. Oysa tüm varlığımızla hayatta sadece “ben’’ olabilmek en değerli güzelliğimiz değil midir?

Herkes aynı dudak ve burun yapısına hatta daha kötüsü aynı yüz hatlarına mı sahip olmalıydı? Hepimiz için tek bir güzellik vardı ve bu algıya uzaktan yakından dahil olan herkes sosyal medya furyasının içine çekiliyordu. Dayatılan güzellik standartları, onaylanma/beğenilme ihtiyacı, kendini o sınıfa ait görme gereksinimi ile birlikte olduğumuz “benlikten’’ sıyrılıp, başka bir “benliğe’’ bürünmeye çalışıyoruz.

Sosyal medyada sürekli aynı kadınları/erkekleri görmekten şikayet ediyoruz. Peki ya neden onlar gibi olma isteği duyuyoruz? Çünkü toplum içinde “Ben de buradayım!’’ diyebilmek istiyoruz. Düşüncelerimiz ile de burada olabileceğimizi unutuyoruz. Artık sosyal medyayı öylesine kullanmıyoruz aksine orada paylaşacağımız tek bir fotoğraf için saatlerimizi harcıyoruz. Çünkü başkalarının beğenisine ihtiyaç duyuyoruz. Yaratılan güzellik algısı ile birlikte kendimizden uzaklaşıyoruz, kendimizi sevmeyi unutuyoruz. Hele ki küçük yaşta sosyal medyanın içine dahil olan bireyler, hiç tanımadığı kişiler tarafından dayatılan baskılar ve bu sanal dünyaya olan aidiyet duygusu ile birlikte farkında olmadan çoktan başka bir kişiliğe bürünmüş oluyor. Hem de bu süreç henüz kendisini bulamamışken gerçekleşiyor.

Farklılıklarımızla geldiğimiz şu hayata aynılıklarımızla devam ediyoruz. Sokağa adım attığımız anda birden fazla aynı giyim tarzına, aynı vücut hattına, aynı yüz ifadesine sahip kişilerle karşılaşıyoruz. Birbirimizi ayırt etmek zorlaşıyor çünkü aynı görünmenin dışında aynı düşünmeye de başlıyoruz. Düşündüğümüz şey ise “tekdüzeleştirilmiş güzellik’’ oluyor.

En güzeli, en başarılısı, en mükemmeli olmamıza gerek yok. Kendimizi özgür hissedebildiğimiz kadar mutlu, kendimizi bulduğumuz sürece bu algı savaşlarından galip ayrılacağız.

Yasemin Kırkıl

Yasemin Kırkıl, Sakarya Üniversitesinde İletişim Fakültesinde, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünde okuyor. Geçmişten bugüne kadar okumayı ve yazmayı hep sevmiştir.