Sosyal Medya Psikolojisi ve Bağımlılığı

Bir ürün satın alırken, bir şirkette iş görüşmesine gittiğinizde ya da farklı bir yerde şu soruyla karşılaşmış olabilirsiniz: “Bizi nerden gördünüz, duydunuz?” Bu sorunun cevapları arasında -dikkat ettiyseniz- sosyal medyanın da bulunuyor olması çok muhtemel. Çünkü sosyal medya günümüzde birilerine bir şeyi duyurmak için çok önemli bir kavram halini almıştır. Peki siz bu yazıyı nerede gördünüz? Belki de şu anda bu yazıyı okumanıza bile sosyal medya aracı olmuş olabilir.

Sosyal medyanın ne olduğundan bahsetmeye kalksam, hepimizin de bildiği gibi saatler hatta günler bile yetersiz kalacaktır ki zaten çoğumuz sosyal medyanın ne olduğunu gayet tabi bilip sosyal medyayı -umarım ki olumlu şekilde- köküne kadar kullanıyoruz. Peki bu köküne kadar kullanma bize nelere mal oluyor?

Günümüzde birçok insan okulda, yolda, işte hatta tuvalette bile sosyal medya ile zaman geçiriyor. Sabah kalktığında ilk iş telefonuyla sosyal medyaya bakman insanların yatmadan önceki son işi de yine sosyal medyada zaman geçirmek oluyor. Çoğumuz belki farkında değiliz ancak bu durum bizi olumsuz etkilemekle beraber yoğun bir şekilde kendi etkisi altına alıyor. Kişiler, gerçek dünyadan soyutlanıp daha mutlu oldukları sosyal medyaya yönelerek dertlerini unutmaya çalışıyor. Bu dertleri unutma çabasının yol açtığı sosyal medya kullanımı da haliyle kişiye daha cazip geliyor. Sosyal medyayı bu kadar çok kullanma ve etkisi altında kalma durumu maalesef ki gerçeklikten kopmuş, benlik özelliklerini yitirmiş, kendisini başkalarının beğenileri üzerinden ifade eden kişiler ortaya koyuyor. Bireylerin sosyal medya bağımlılığı, 24 saatlik gününden -üzülerek söylemeliyim ki- 4-5 saati götürür hale geliyor. Sosyal medyaya ufak bir bakış atmak, devamında saatleri götüren bir hal alabiliyor. Örneğin, sabah paylaştığınız fotoğrafa bakmak için girdiğiniz profilinizde, “Bir önce paylaştığım fotoğrafa da bakayım.” derken kendinizi çok farklı bir profilde, çok farklı bir konu hakkında video izlerken bulabiliyorsunuz. Bu da gerçek hayattaki sorumluluklarınızı size unutturup, işlerinizi ertelemenize neden olabiliyor. Ders çalışırken bir bildirim gelmesiyle dersi yarıda bırakıp sosyal medyanın kapısını “şöyle bir aralamamızla” kendimizi kaptırmamız bir oluyor. Bu harcanan zaman da kişilerin hayatında çok önemli bir süre zarfına denk geliyor. Peki bu kadar sosyal medya kullanımı nasıl azaltılabilir?

Elbette ki en kolay çözüm sosyal medya uygulamalarını silmek olacaktır ancak sosyal medya günümüzde neredeyse zorunluluk halini aldığı için, sosyal medya uygulamalarını silmenin geçici bir çözüm olduğunu düşünen taraftayım. Kullandığımız sürenin azalması konusunda, en azından kullandığımız uygulamanın bildirimlerini kapatmak uygulamayı sadece istediğimizde kullanmamızı sağlayarak az da olsa etkili olacaktır. Yolda, işte, okulda sosyal medyayla ilgilenmek yerine farklı alışkanlıklar kazanmak, sosyal çevremizi kendilerinden kaçmak için sosyal medyaya gömülmeyeceğimiz şekilde oluşturmak, ilgimizi çekecek bir makale okumak veya bir köşe yazarı takip etmek gibi aktiviteler şüphesiz sosyal medya kullanımımızı azaltacak ve bizi gerçek hayatla daha çok baş başa bırakacaktır.

Beğenilme Arzusu ve Sosyal Medya

“Dün attığım gönderi kaç kişi tarafından beğenilmiş? Hikayemi kaç kişi görmüş? X kişisini takipten çıkmalıyım çünkü fotoğraflarımı beğenmiyor. Bu gönderim az beğeni almış, silmeliyim.”

Bu cümleler size de bir yerden tanıdık geliyor mu? Büyük ihtimalle “bir tanıdığınızdan” bu cümleleri duymuşsunuzdur. Bu cümlelerden bir sonuca varabiliriz; sosyal medya maalesef ki bu kişinin üzerinde olumsuz sonuçlar doğuruyor.

Başka bir örnek vermek gerekirse, “Story” atabilmek için lüks mekanlara gidip lüks yemekler yemek gibi davranışa dönüşen düşünceler söz konusuysa kişi gerçekten sosyal medyayı gereğinden fazla ciddiye alıyor demektir.

Peki gerçek hayatınızda tanıdığınız bir kişinin sosyal medyada farklı bir tavır takınması ve tanıdığınız kişinin dışına çıkmasına denk geldiniz mi?

Cevabınız “Evet” ise artık sosyal medyada sahte bir hayat oluşturmaya başlamış biriyle tanışıksınız demektir. Tanışık olduğunuz bu kişi, gönderisine beğeni ve yorum gelmeyince fazlasıyla üzülüyor, sırf beğeni almak için paylaşım yapıyor veya beğeni almayacağı kaygısıyla paylaşım yapmaktan kendini alıkoyuyorsa; yaşamını olduğundan farklı göstermeye çalışıp kişilerin kendisi hakkındaki düşüncelerini değiştirmek istiyorsa değersizlik duygusu ve özgüven eksikliği yaşıyor olabilir.

Kişiler, başkalarının hayatlarına -sosyal medya üzerinden gördüğü kadarıyla- imrenip bu hayatları kendi hayatıyla kıyaslayıp kendini üzecek duruma geliyor. Gördüğü kusursuz fizikleri ve güzellikleri gerçekte de var zannediyor ve kendisini onlarla kıyaslayarak hayal kırıklığına uğruyor. Birçok insan, hayali olan yaşamı başkalarının yaşadığını düşünerek, onlar gibi yaşamaya çalışarak daha değerli görülmeyi bekliyor ancak bu beklenti sona erdiğine kişi yetersizlik, değersizlik ve yalnızlık duygularıyla baş başa kalıyor.

Siz bu olumsuzlukları yaşamamak, kendinizi yalnız ve değersiz görmemek için lütfen kendinizi olduğunuz gibi kabullenin. Kendinizde fark ettiğiniz kusurların sizin tamamlayıcı yanınız olduğunu unutmayın.  Olmadığınız kişi gibi davranmayın. Kimsenin hayatını kusursuz sanmayın. Hayatınızı sevin ve hayatınızı sosyal medyaya bağlı olmadan yönlendirin.

Alperen Aydın

Alperen Aydın, Avrasya Üniversitesinde Psikoloji okumaktadır. Psikolojiye ve sosyolojiyle yakından ilgilenmektedir.