Sanat Damarı

Sanat Damarı

Sanat, bir toplumun nefesidir. Sanatsız bir toplumda yaşamın izlerini bulmak çok zordur. Toplumun duygularını yansıtan ve yürüdüğü yolu aydınlatan bir meşale gibidir. Yazılan, çizilen ve okunan her sanat eseri, bu meşalenin ışığına güç katmaktadır. Bu sayede, toplum daha aydınlık bir yol elde etmiş olur. Sanatla uğraşmayan toplumların ne kadar içe dönük olduklarını ve dünyanın gerisinde kaldıklarını görebiliriz. Sanatla uğraşan insanların, toplumu anlayabilen insanlar olması gerekir. Bu sayede, ortaya konulan eserlerin gerçek dışı olması pek mümkün olmaz. İçtenlikle oluşturulmuş ve gerçek duygular katılan bir eser, anlaşılabilirdir. Bu durum, eserin sanatseverde uyandırdığı duygunun daha gerçekçi olmasını sağlar. Bırakılan izin derinlerde hatırlanmasına yol açar. Ruhun yarasına bir merhem olan eserler, tavsiye edilen ilaç gibi yayılır toplumda. İnsandan izler taşır. Eserin etkisi, insanın gözlerindeki hüzünde veya mutluluğunda yatan ışıltıdadır. Dedik ya, sanat damarı… İşte, bu damarda yatar sanatın rengi! Kolay iş değildir bu. Damarlardaki kan misali, bir vitamin veya hücre eksik oldu mu alarm verir vücut. Sanat da toplumun damarlarından akan kan gibidir. Her eksikliğin sonucunu toplumdaki alarmlardan görebiliriz. Bu alarmlar, saygısızlık olarak çıkar. Belki sevgisizliğin belki de cahilliğin bir alarmıdır. Büyüğünden küçüğüne karakter katar topluma. Sanat, yalan duyguları gerçeğe dönüştüren silahtır. Topluma gerçeklik katar. Doğruya ulaştırır. Vatanı anlatır. Yeri gelir vatanı olmayanı… Velhasıl, vatanı en iyi anlatan ve başka toplumlara tanıtan en güçlü icattır. Sanatı icat edilmemiş toplumun icraatı olmaz.

İlgili Yazılar