Işığı Kanamak

Işığı Kanamak

Hepimiz zaman zaman kendimizi sınırlanmış hissederiz. İçinde bulunduğumuz durumlardan, kendi yeteneklerimizden, öngörülebilecek ya da öngörülemeyecek şeylerin korkusundan… Liste sonsuza kadar devam edebilir. Toplum hepimizi belirli kalıplara sokuyor. Örneğin ben bir kadınım, 21 yaşındayım, öğrenciyim. Herkes bunları biliyor. Dünyaya bizi tanımlayan şeyler belki de bunlar. Peki ya seninle ilgili diğer tüm şeyler? O kalıpların bir sınırı var. Onlar benim ne tür şarkılar sevdiğimi ya da hangi korkulara sahip olduğumu anlatmıyor kimseye.

 Paige Bradley, adı “Expansion” yani dilimizde “Genişleme” olan heykelinde bu konuyu ele alıyor ve diyor ki:

“Doğduğumuz andan itibaren, dünya zaten bizim sığmamız için oluşturulmuş bir kutuya sahip olma eğilimindedir. Göbek kordonumuz asla kopmuş gibi görünmüyor; sadece doldurmamız gereken yeni ihtiyaçları buluyoruz. Bizi bağlayan ipleri kesip koparsak, sınırlamalarımızı paramparça eder ve kabuğumuzun ötesine mi genişleriz? Çevremizin duvarlarını zorlamadığımız sürece, gerçekte ne kadar güçlü olduğumuzu asla bilemeyiz.’’

 Heykel, lotus pozisyonunda meditasyon yapan bir kadından oluşuyor. Vücudunda çatlaklar var ve bu çatlaklardan ortaya yayılan bir ışık. Bu ışık, heykele bakan kişiye o kadının sadece meditasyon yaptığının dışında; içinde ne olduğunu, kişiliğindeki ve ruhundaki güzellikleri gösteriyor. Hayatın, toplumun bizi soktuğu kalıpları değil daha derinlerini açıyor bize.

 Paige Bradley, bu eserini önce kadının bir balmumu heykelini oluşturarak ve sonra bu heykeli bütünüyle yere atıp parçalayarak oluşturdu. Parçalar, sonrasında bronza dökülmüş ve içine koyulacak ışığın gözükeceği kadar minik aralıklar bırakılarak tekrardan bir araya getirilmiş. Oldukça basit görünümü olan ama çok güçlü ve derin bir anlama sahip bu heykel bu şekilde oluşturulmuş.

 Toplumun bizi soktuğu kalıpların arkasına bakmalıyız. Bir insanın dış görünüşünden anladığımızın fazlasını görmeye çalışmalıyız. Ancak bu şekilde birini tam anlamıyla tanıyabiliriz çünkü.  Çevremizin duvarlarını zorlamalıyız bu sebeple, hatta belki de kırmalıyız. Çünkü Cohen’ın da dediği gibi; “Bir çatlak var her şeyde, ışık böyle sızıyor içeriye.”

İlgili Yazılar