Hamlet’e Yakından Bakış

Hamlet'e Yakından Bakış

“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!”[1]

İngiliz Edebiyatı’nın en önemli monologlarından birinde Hamlet, bir karara varmak ve o kararın getirileriyle yüzleşmekten çok o karar üzerine düşünürken buluşur seyirciyle. Şair ve eleştirmen Coleridge, Hamlet’in en büyük kusurunun kararsızlığı olduğunu söylerken onun entelektüel düşünür noktasına da parmak basar. Fakat sonuçta en kötü karar kararsızlıktan iyidir çoğu zaman, toplumsal faydacılıktan ziyade öz benliğin konforunu düşünürsek elbette.

Bir yandan Hamlet’in kararsızlığını kişilik özelliklerinden ziyade pratik nedenlere de bağlayabiliriz. Babası ölmüş, annesi Gertrud ise amcası Kral Claudius ile alelacele evlenmiştir. Sık sık baş başa kaldığı  Hayalet’in babasının intikam isteyen ruhu mu yoksa da onun ellerini kana bulamak isteyen kötücül bir fısıltı mı olduğuna karar vermek ister öncelikle. Hayalet’e göre Kral Claudius bu ölümün sorumlusudur ama bir hayalete, bir sanrıya inanmak ve güvenmek ne derece mantıklıdır?

Ölüm ve yaşam yan yanadır bu oyunda. Shakespeare’e göre ölüm bir uyku halidir. Yaşarken de uyur insan, çok da korkutucu olmaması gerekir. Fakat ölümü yaşamdan ayıran şey belirsizlik çizgisidir. Bu uzun uykuda rüya görülür mü? Ruh bedeni terk edip varlığına devam eden bir şeyse hayatta kalanlar bulutlar üzerinden izlenir mi? Yoksa bir toz bulutu olup tam bir bilinçsizlik haline mi girilir? Rüyalarımızda yaşadıklarımızın bizde bıraktığı izleri ve bir şekilde bir yerlerde tanıdığımız yüzleri görürüz. Zihin yüz yaratamaz ve öldükten sonra yeni yüzler tanınmaz. Bilinmeyenden korkar insan ve Hamlet de bir insandır nihayetinde. Kralı öldürüp elde edilen intikam ölümü de getirecektir, bu hayatta her şey bedeliyle gelmektedir.

Hayat içinde barındırdığı bütün acılara değer mi diye düşünür. Merkez noktasında sadece intikam olan bir hayat yaşamaya değer bir hayat mıdır? Ölmek ve sonsuz sessizliğe gömülmek mutlak huzur mudur? Hamlet’e göre krallık Kral Claudius’a ait değildir ve babası bu ölümü hak etmemiştir. Yine de dökülen kan iç huzuru getirmez. Hayatta kalmak ile yaşamak aynı kefeye giremez. Ölmek ile huzur bulunmaz. İnsan düşünen bir varlıktır ve her yeni doğan gün ile ama küçük ama büyük bir karar almak zorundadır. İnsanın doğası Hamlet’tir, verilen hiçbir karar hiçbir zaman tam tatmin sağlamaz. Bütün bu iç sıkıntısı ve karanlık atmosferiyle devam eder oyun. Hamlet sahnede yalnızdır, ışıklar kapalıdır ve duyulan tek şey Hamlet’in kendi kendine konuşmasıdır. Aslında sahne hayatın yansımasıdır. Shakespeare “Bütün dünya bir sahnedir ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu”[2] der “Nasıl Hoşunuza Giderse” oyununda. Shakespeare bir oyunundan bahsederken başka bir oyunundan alıntı yapabildiğimiz için bir dâhidir. Belki de hayatı boyunca yaptığı gibi ölümünden sonra da  dile yeni bir deyiş katlamalı ve hayattaki seçim sürecimize Hamlet ikilemi demelidir.


[1] Shakespeare, William, Hamlet. Edited by George Richard Hibbard, Oxford UP, 2oo8.

[2] Shakespeare, William, and Horace H. Furness. As You Like It. New York: Dover Publications, 1963.

İlgili Yazılar