Bir İdam Mahkumunun Son Günü – Victor Hugo

Bir İdam Mahkumunun Son Günü – Victor Hugo

1800’lü yıllarda hüküm giymiş birine idam cezası hangi şartlarda verilirdi? Hangi suçun cezası ölümle sonuçlandırılmalıydı? Eğer, bunu okuyanlar arasında hukukçu veya tarihe ilgisi olanlar varsa o zamanlardaki ceza kanunlarına bizden daha çok hâkim olmaları muhtemeldir. Lakin, bir suçun cezası gerçekten ölüm olabilir miydi? Victor Hugo tarafından kaleme alınan bu kitapta anlatılanların nedeni iki şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Birincisi, söz konusu olan mahkûmun son düşünce ve fikirlerini karaladığı irili ufaklı bir tomar kâğıdın bulunup kaydedilmesi ve ardından yayınlanmasıdır. İkincisi, bu adama rastlayan başka bir adamın, bir filozofun veya bir şairin zihnine takılan…

Devamını Oku

Bir Ay Döngüsü

Bir Ay Döngüsü

Ayın bir karanlık yüzü vardır bir de aydınlık yüzü. Gökyüzüne baktığımızda ve onu göremediğimiz dönemlerde kendi kabuğuna çekildiğini anlarız. Zamanı gelince bütün ihtişamıyla alır yeriniz gökyüzünde. Gecelerimizi aydınlatır ve çoğu zaman güneş gibi doğar içimize. 7 Eylül işte tam bu döngünün başladığını tarih. Ayın karanlık yüzünü bırakıp aydınlık yüzünü bize döndüğü bir başlangıcın tarihi. Çok gizemli, bir o kadar da sevimli. Hepimiz hayatımız boyunca bir ay gibi davranırız. Bazen yaşamdan siliniriz bazen de ay gibi doğarız geceye. Düşünsenize koskoca evrende ayın bile geçirdiği büyük bir değişim varsa neden sayalım yerimizde?…

Devamını Oku

Zaman Makinesi

Zaman Makinesi

Zamanda geriye gitmek mümkün değil ama yıllar önce bulunduğun yerlere gidip aynı kokuları farklı bir varlık bilinciyle duyumsamak mümkün. On sene önce bıraktığım izlerimi seyrettim bugün. Gittiğim her yerde bir taş duvara dokunmayı, bir çiçeği koklamayı ve bir kaldırıma kuvvetlice basmayı severim. Kimse bilmez ama ben, orada kendimden bir iz bıraktığımı bilmeyi ve benden önce kendi izlerini bırakanları hayal etmeyi severim. Bu fikir beni en az zamanda yolculuk kadar heyecanlandırır, kalbimin değişen ritminden yeni bir anı yaratmakta olduğumu bilirim. Geçtiğim yolu hatırlamam ama bulunduğum yeri hatırlarım. Yanımdakileri hatırlamam ama hissettirdiklerini…

Devamını Oku

Veda

Veda

Bugün kasımın yirmi ikisi. Tüm gece pencerenin arkasından gökyüzünü izledim. Belki de seni bekledim, bilmiyorum. Ben seni beklerken, sen neredeydin? Artık gelemeyeceği kadar uzakta, öyle söylediler.  İyi ya, gelme. Zaten ben seni her zaman gelmemen için bekledim. Sen de her zaman beklemediğim anlarda çıkageldin. Neyse, sana veda etmek istedim. Esir aldığın tüm çirkinliklere rağmen seni son kez hatırlamak ve unutmak istedim. Teşekkür ederim. Tüm acılarımı kendin yaşatarak, diğerlerinden beni koruduğun için. Beni sessizce izlemeye sevk ettiğin,  insanları kandırmanın kolay olduğunu gösterdiğin ve bunu yapmamama sebep olacak kadar iyi bir örnek…

Devamını Oku

Bulanıklaşmayalım

Bulanıklaşmayalım

Tembellik tam bir uyuşturucu. Bir kere alışınca eski normaline dönmek için ciddi bir çaba sarf etmek gerekiyor. Film ve dizi izleme, müzik dinleme, kitap okuma hatta dışarı bile çıkma isteğinin sıfırlanması insanın tüm duygularını sömüren bir durum. Döngüye girdiğin anda girdap seni daha da çekiyor. Çıkmak istiyorsun ama çaba sarf etmediğin için daha fazla dibe çöküyorsun. Çaba sarf etmen gerektiğini sen de bildiğin halde bunu yapamadığın için vicdan azabı çektiğini fark ediyorsun ve yerinde sayıp duruyorsun. Klasik yaşam koçlarının, motivasyon konuşmaları yapan insanların söylediği ve herkesin ezberlediği kelimeleri kullanmayı artık…

Devamını Oku

Tanımak

Tanımak

Kendimizi ne kadar tanıyoruz? Başkaları bizi nasıl tanıyor? Aslında göründüğümüz kişi miyiz? Yoksa görünenden daha mı farklıyız? Bu soruların cevabını kişi ancak kendisi verebilir. Yaş ilerledikçe, yaşanmışlıklar artıkça kendimizi daha fazla tanıdığımızı düşünüyorum. Olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler, duygularımız, düşüncelerimiz değiştikçe aslında kim olduğumuzu daha iyi anlıyoruz. Kendimizi tanımaya başladıkça yavaş yavaş farklı bir kişiliğe bürünüyoruz ve çevremizde bu durum kötü bir değişim olarak algılanabiliyor, halbuki değişmek ne kadar da güzel ve olağan bir durum. Yaşanılan değişim ile birlikte kendimizi daha fazla tanıyıp, kendimiz hakkında daha fazla bilgiye sahip oluyoruz. Biz…

Devamını Oku

Ölüm Denen Olgu

Ölüm Denen Olgu

Bir gazetenin ölüm ilanına baktığınızda ölüm, genel bir olaya dönüşebilir ama özünde özel bir durumdur. Kesinlikle ‘’özel’’ ve ‘’mahrem’’ olan iki deneyim vardır; ‘’ölüm’’ ve ‘’rüya’’ görmek. Kimse, kimse için ölemez ve aynı şekilde kimse için rüya göremez. Ölümü anlayabilmek kişinin tinsel gelişimi için büyük bir önem taşır. Ölüm; yaşamın karşısında değildir, o yaşamı sona erdirmez. Yalnızca onu güzel ve huzurlu olan bir zirveye taşır. Yaşam, ölümden sonra da devam eder. Doğumdan önce de var olduğu gibi ölümden sonra da var olmaya devam edecek. Yaşam, doğum ile ölüm arasındaki küçük…

Devamını Oku

Güç Tek Boyutlu Değildir

Güç Tek Boyutlu Değildir

[1] Bu kavramlaştırma ve analiz Steven Lukes’un 1974’te kaleme aldığı ‘Power: A Radical View’ adlı eserinde ifade ettiği bir parçanın analizidir.Bu sebeple günümüze uyarlandığında gerek güç gerekse de ideolojik ve medyasal araçların ve amaçların değiştiği düşünülerek okunursa daha faydalı ve eklektik olabilecek bir yapıya kavuşabilir. 2 Schattschneider,Bachrach ve Baratz’ın paralel fikirleri de incelenebilir. Yazın ortalarında Steven Lukes’un güç kavramını kendimce YouTube kanalımda işlemiştim. Özellikle de modern ve postmodern dönemden bir olayı irdelerken kullanılabilen bir teori olması sebebiyle burada da bahsederek okuyucularımıza farklı bir güç tanımı sunmak ve vizyonlarını değiştirmeyi arzuluyorum.…

Devamını Oku

Eskiden

Eskiden

Yaşadıklarımızın, hissettiklerimizin, ilişkilerimizin eskiden daha derin anlamlar taşıdığına inanıyorum. Günümüzde çoğu şeyin yüzeysel bir duruma geldiğini görüyorum. Yaşanılanların, hissedilenlerin o kadar gerçekliği yok gibi. Sanki söylenenler yürekten değil de sadece dilden dökülüyor. Oysa eskiden öyle miydi? Her şey daha güzel, daha doğal, daha sade ve daha gerçekçiydi.   Yeni hayat ve değişen insanlar ile birlikte eskiye daha fazla özlem duymaya başladık. Çoğumuzun dilinden “o eski günler” şeklinde başlayan cümleler dökülüyor. Kimimiz çocukluk günlerini özlüyor, kimimiz gençlik yıllarını, kimimiz ardında bıraktıklarını… Her ne olursa olsun birileri bir yerlerde eskiye karşı özlem…

Devamını Oku

Tek ve Bir Olmak

Tek ve Bir Olmak

Birçok insan kendine “Neden kendimizi dengeleyemiyoruz?” sorusunu sorar. Dengelenmek aslında simyasal bir dönüşümdür. Varoluşun özüne baktığımızda her şey bir gün yok olacaksa, evren kendi içine çöküp bir hiç olacaksa, biz neden bu maceraya başladık? Neden sonradan dengeye gelecek bir şey başta dengesiz oluyor? Aslında hepsinin cevabı aynıdır: Dönüşüm. Su ve tuz bir kap içinde karıştırıldığında, tuz artık görünmez olur. Tuz, su ile kaynaşır oysa fizikte gerçek anlamda ‘’homojen’’ diye bir şey yoktur. Moleküler düzeyde tuz ve su birbirlerinden ayrı parçacıklar halindedir. İkisi de tek ve birdir ama genelde ortaya çıkan…

Devamını Oku