Farklıydık İşte

Farklıydık İşte

Doğarken başladı farklılıklarımız ve yaşamaya devam ettikçe artmalıydı farkındalığımız. Farklıydık hepimiz; doğduğumuz an, doğduğumuz yer, ismimiz, çevremiz hepsi birbirinden farklıydı. Bazen farklılıklarımızı sevdik bazen de farklılıklarımızla birbirimizi yargıladık. Doğarken gözlerimizi açtık, peki ya sonra neden gözlerimizi kapatmayı seçtik? Neden farklıyız diye birbirimizi yargıladık? Gökkuşağının rengarenk olduğunu unutup farklı renkleri sevenleri yadırgadık. Oysaki hepimiz içimize bambaşka renkler sığdırmıştık. Farklı renkleri kabul etmeyi başaramadık.

 Dünyamız bir bütün halindeyken bizler o dünyayı böldük. Birlikte olup korumamız gereken bu güzel dünyayı “Sen doğulusun, sen de batılı.” diyerek ayırdık. Birbirimizden öğrenmemiz gereken kültürleri merak etmek yerine “Sen siyahsın, sen beyaz.” diyerek parçaladık. Dedim ya, farklı renkleri kabul etmeyi başaramadık. Dilimiz, dinimiz, ırkımız farklıydı; zaten kimse bize hepiniz aynısınız demedi ki. Bu bize söylenmediyse aynı olmak neden bu kadar önemliydi?

Farklılıklarımızdı bizi bir araya getiren ve yine farklılıklarımızdı bizi birbirimizden ayıran. Bir araya gelebilmemizin kıymetini bilemedik. Bizden farklı olanı sevmeyi başaramadık. Aynı olmalıydık. Yüreğimizde ortak bir sevgiyi paylaşabilmek aynı olunca mı mümkün olabilirdi?

Farklıydık işte, birbirimizden öğreneceğimiz onca şeyi kapının arkasına atıp farklılıklara karşı savaş açtık. Herkes aynı olmalıydı; aynı dil, aynı din, aynı ırk. Ama unuttuğumuz bir şey vardı “Doğarken başladı farklılıklarımız.’’. Farkındalığımızın artması gerekirken bizler farklılıklara karşı olan nefretimizi arttırdık. İçinde sevgi, saygı ve merhamet barındıran herkesin aynı olduğunu unuttuk. Aynıydık aslında, sevdikçe saygı duydukça aynıydık. Farklı olan bizlerdik, aynı olan ise sevgimiz.

İlgili Yazılar