Eski Bir İnanışa Göre

Eski Bir İnanışa Göre

Eski bir inanışa göre: “Her iç çekişte kalp bir damla kan kaybedermiş.” – William Shakespeare, Hamlet (s. 73)

İnsan neden iç çeker?

Derin derin böyle. İlla sigara içip içini çekmesi gerekmez. Yatakta uzanıp bomboş tavana saatlerce bakıp iç çekebilir insan. Belki bir denizin kıyısında sabaha kadar denizi izleyip dalgaların sesiyle iç çeker. Kimi zaman arabanın içinde oturur, kimi zaman sokağın ortasında duran bomboş bir parkta oturup iç çeker. Kedinin köpeğin başını okşarken veya bir renk görür iç çeker. Anıların sizi nerde nasıl kıskıvrak yakalayacağı, kalbinizden bir damla eksilteceği maalesef ki belli olmuyor.

Tesadüftür iç çekmeler. Kontrol altına alabiliyorsan o duyguları ne âlâ. Devam eder. İşlerini yapar. Unutmaya çalışırsın. Ama bastıramadığın o duygular, kaçtığın her dakikanın acısını sana seneler sonra bir hayat olarak önüne altın bir tepsiyle sunar. Çünkü yaşayamamışsın o duygularını. Mazeret üretmişsin, en kolayı buydu çünkü. Görmezden gelmişsin ki bu en büyük hatadır. Gerekirse aylarca üzüntünü çek, ağla. Ama o defteri kapatıp rafa kaldırma. Sonra o defter hayatın boyunca önünde açık, keşkelerini yazdığın, ahh be cümleleriyle başladığın, her baktığında pişmanlık ve üzüntüden başka hiçbir şey hissetmediğin bir ayna olur sana. Belki en başından farkındaydın bunun böyle olacağını. Biliyordun sonrasında sana keşkelerle çok net ve kaçınılmaz bir şekilde geri geleceğini. Bilemiyorum ama tamam kabul et. Şimdi erteleme bari. Zararın neresinden dönersek kârdır demişler. Yaşa da bir bitsin şu çilen, kalksın o kamburunda duranlar, sonra daha dik bir şekilde keşke demeden devam et hayatına.

İç çekmek bir şey kazandırmıyor. Daha fazla dert sıkıntı yüklüyorsun vücuduna. Yavaş yavaş kendini duygusal ruhsuz intiharına sürüklüyorsun. Mutluymuş pozları verip İnstagram’da post ya da  story atıyorsun. Hepimizin içinde birden fazla intiharlar var.  Aile, arkadaş, sevgili liste uzar. Ama bu intiharlara bir yenisini daha eklemeye gerek var mı? Bir tanesinden kurtulsak, onun şerefine, duygularımızı belli ederek korkmadan yaşamaya devam etsek fena olmaz mı?

Bırakın kalbinizden daha fazla kan eksilmesin. Söyleyin, yapın. Korkmayın! Kötü olursa sonu eğer tecrübe der devam edersiniz. En azından yıllar boyunca yaptığınız hatalar defterini okuyup okuyup  intiharlarınıza bir yenisini daha eklemezsiniz. Her seferinde, tekrardan…

Eski inanışları bu kadar haklı çıkarmaya gerek yok.

Görüşürüz.

İlgili Yazılar