Belirsizlik Denizleri

Belirsizlik Denizleri

Kaybolmak… Duygularımızın, kendi kafamızın içinde bile, günde bin defa bizimle çelişmesi. Ne istediğimizi bilememek. Belirsizlik denizleri… Bu denizlerin birleşiminden oluşan hiçlik okyanusu… Ardından, okyanusun en derin yerinden gelen hissizlik dalgası… Ve son olarak ne hissettiğinizi bile tam olarak kavrayamadığınız saatler, günler, haftalar belki de aylar.

Tüm bunları hissederken şöyle düşünür ve şunları yaparız; Nefret de bir duygu mudur gerçekten? Nefretin içinde sevgi de var mıdır? Bir kişiye karşı aynı anda hem nefret hem sevgi duyabilir miyiz? Yoksa nefret olduğunu düşündüğümüz şey aslında karşımızdaki insana kırılmak mıdır? İnsan bazen yanlış olduğunu bile bile bazı şeyleri yapmak ister. Yapmak istediği şey için kendi benliğini yok sayar. Duyguları tüm bedenini sarar, mantığını küçücük bir kafesin içine hapseder ve belli süre o kafesin içinden çıkarmaz. Sadece kalbiyle hareket eder. O dönemlerde her şey bulanıktır. Doğruları, mantıklı olanı söyleyen herkes ise, o kişi için görünmez olur. Sadece kendisi ve hisleri yaşıyor, nefes almaya çalışıyordur.

Keşke duygular sözlüğü denen bir sözlük olsa değil mi? Ya da bir makine geliştirilse ve bizim aslında o anda nasıl bir ruh halinde olduğumuzu söylese. Çünkü bazen öyle dönemlerden geçiyor ki insan, tam olarak nasıl bir duygu silsilesinde olduğunu anlamıyor, anlayamıyor. Kaybolmuş, yolu bulamıyor. Aynı anda hem bağırmak, yüzleşmek istiyor hem de çekip gitmek. Hangisini yaparsa pişman olmayacağını düşünüyor, sonra bu sorunun da cevabını bulamıyor.

Şu belirsizlik konusuna geri dönersek; bu belirsizlik denizlerine, sonsuz bir hayal dünyası ekleyelim. Eğer çıkmazdaysak, büyük bir karanlıkta ya da uçsuz bucaksız bir denizin içindeysek hayal kurmak o kadar kötü bir durumdur ki aslında. Denizin sıcaklığını hissedemeyiz, içindeki sevimli balıkları ya da deniz kabuklarını göremeyiz, sadece denizin karanlık ve soğuk tarafını hissederiz. O kadar sınırsız, uçsuz bucaksızdır ki hayal kurmak, kendi kurduğun hayal dünyana sen bile inanmazsın. Sığamazsın ya da sığdıramazsın. Kurduğun hayallerden sonra iç çekersin. Gerçek dünyana geri dönersin. O soğuk, karanlık deniz daha çok içine çeker seni.

Peki nerede başladı o hayaller? Ne zaman, kiminle ya da kim olmadan başladı o hayaller? Neden olmak istediğin kişiyi o şekilde betimledin kafanda? Neden o kişiye âşık olmayı seçtin?

Hayalleri gerçekleştirmek neden bu kadar zor? Korkularımız neden ağır basar? O kişiye neden ilk mesajı atamıyoruz mesela, neden hayallerimize ulaşmak için o kursa yazılmıyoruz? Neden o işi başvurusuna özgüvensiz gidiyoruz?

Hayal etmekten korkan yoktur ama hayal ettiklerinin hiç gerçekleşmemesinden korkan milyonlarca insan vardır. Yüksek ihtimalle de olmaya devam edecektir.

Kaybolduğumuz okyanusun içinde, hiçlik ve belirsizlik duygularıyla, hayal dünyamızda yaşayan “bize” kolay gelsin. Denizin içinde sevimli balıkları görebilme umuduyla…

İlgili Yazılar