Anı Yaşamak Nedir?

Anı Yaşamak Nedir?

Günümüzde sosyal medyanın da yaygınlaşmasıyla popülerlik kazanan “Carpe Diem” konusuna değinmek istiyorum. Sanılanın aksine, yarınını düşünmemek değildir anı yaşamak. Geçmişi kabullenerek geleceğe dair planlar doğrultusunda hareket ederken bu süreçten zevk alabilmektir aslında.
Hepimiz mutluluğa ve başarıya giden o yolda zorluklarla karşılaşıyoruz. Bazen sıkılıyoruz, üzülüyoruz hatta sinirleniyoruz. Bu noktada şunu hatırlamak gerekiyor: Bir insan olarak tüm duygularımızla varız. Olumsuz duygular da bizim, kendimiz için doğru olan şeyleri yapmamıza yardımcı oluyor. Biri, hakkımızı ihlal ettiğinde öfkelenip hemen harekete geçme ihtiyacı duyuyoruz. Sınav için endişelendiğimizde ders çalışma gereksinimi duyuyoruz. Dolayısıyla bu duygular da tıpkı mutluluk ve heyecan kadar gerçek. Çoğu insan, olumsuz duyguları saklama veya bastırma eğiliminde olduğu için diğerleri bu duyguları yaşarken tanık olamayabiliyoruz. Hayat, sosyal medyada gördüklerimizden ibaret değil. Emin olun, şu an düşündüğünüz ve hissettiğiniz şeyi dünyadaki diğer insanlar da düşünüp hissediyor. Sosyal medyayı, mutlu anlarımızı kalıcı hale getirebilmek ve bunu diğer insanlarla paylaşabilmek için bu şekilde kullanıyoruz. Bundan dolayı bu duygularımızda yalnız hissedebiliyoruz fakat gerçek öyle değil.
Olumsuz duygular yaşamak hayatın bir parçası. Geçmişte yaşadıklarımız için üzülmemiz, kaybettiğimiz birini özlememiz de gayet doğal. Bu duyguları yaşamak da çok değerli. Duyguyu yaşamadan üstünü örtmeye çalıştığımızda veya yaşanan bu durumu kabullenemediğimizde iyileşmemiz daha uzun sürüyor. Burada hatırlanması gereken nokta: Her şey geçici. Mutluluk gibi diğer kötü duygular da yaşanacak ve bitecek. Hiçbir şey sonsuza kadar sürmeyecek. Buna yaşamımız da dahil.
Gelecekten endişe duymak, kötü bir şeylerin olması ihtimalinden korkmak demektir. Bir düşünün, o düşündüğünüz kötü ihtimal henüz yaşanmadı. Dolayısıyla şu an gerçek değil. Şu an bunun için kötü hissetmeniz kendinizi yormanız gerekmiyor çünkü henüz başınıza gelmedi ve büyük bir ihtimalle gelmeyecek. Biraz kaygılanmak tabii ki gereklidir. Ama bu kaygının hayatımızı kötü etkilediğini düşünüyorsak psikolojik yardım almaktan da çekinmemeliyiz. Kaygı bizi davranışa sevk eder. O durumun başımıza gelmemesi için şu andan aksiyon almamızı sağlar. Duyguyu kabullenebildiğimizde ve kendimize kulak verdiğimizde bunu yapabilmek daha kolaylaşacaktır.
Yaşadığımız hayatın bizi her koşulda mutlu etmek gibi bir misyonu olmadığını bilmeliyiz. Bu durumdan, “Bize kötü davranan insanları kabullenmeli ve affetmeliyiz.” gibi bir çıkarım yapmamalıyız kesinlikle. Bahsettiğim durum bu değil. Şimdilik, bildiğimiz kadarıyla sadece bir hayatımız var. Bu hayatı olabildiğince tadını çıkararak yaşamak istiyorsak harekete geçmeliyiz. Kimseden bizi mutlu etmesini beklememeli ve kötü hissettirenleri kendimizden uzak tutmalıyız. Anı yaşamak, içilen sudan bile keyif alabilmektir. Bunu başarabilmek en başta zor olabilir. Hatta bu konuyu tamamen saçma bulanlar da olacaktır. Fakat şans verildiğinde, her deneyimi ilk kez ediniyormuşçasına farkında olarak yaşamak, insana uzun vadede huzuru getirecektir.

İlgili Yazılar