Ölüm Denen Olgu

Bir gazetenin ölüm ilanına baktığınızda ölüm, genel bir olaya dönüşebilir ama özünde özel bir durumdur. Kesinlikle ‘’özel’’ ve ‘’mahrem’’ olan iki deneyim vardır; ‘’ölüm’’ ve ‘’rüya’’ görmek. Kimse, kimse için ölemez ve aynı şekilde kimse için rüya göremez. Ölümü anlayabilmek kişinin tinsel gelişimi için büyük bir önem taşır. Ölüm; yaşamın karşısında değildir, o yaşamı sona erdirmez. Yalnızca onu güzel ve huzurlu olan bir zirveye taşır. Yaşam, ölümden sonra da devam eder. Doğumdan önce de var olduğu gibi ölümden sonra da var olmaya devam edecek. Yaşam, doğum ile ölüm arasındaki küçük boşlukla sınırlı değil. Aksine, doğum ve ölümler yaşamın sonsuzluğunda olan küçük bölümlerdir. Her an ölebileceğimize göre ‘’ölüm her yerde ve şu andadır”. Yaşam ve ölüm ayrı değildir. Bir madalyonun iki yüzü gibidirler. Peki, ölmeden önce ölümü tanıyabilir miyiz? Bu bence mümkün, bunu başarabilmek için meditasyon yapabilirsiniz. Kişi yalnızca meditatif bir durumdayken ölümü deneyimleyebilir. Meditasyon ve ölüm oldukça benzer deneyimlerdir. Öldüğümüz zaman egomuz yok olur ve geriye sadece “saf oluşum” varlığımız kalır. Bu benzerlik o kadar derindir ki, insanlar ölümden korktukları gibi meditasyondan da korkarlar. Yani meditasyondan korkmazsanız, ölümden de korkmazsınız. Meditasyon, sizi yeni yaşama ve gelecekteki ölüme hazırlar. Ölümden önce öldüğünüzde, ölüm korkusu sonsuza kadar kaybolacaktır. Ölüm bizi almaya geldiğinde; varlığımız üzerinde bir sıyrık bile bırakmayacağının bilinci ile sessizce onu izliyor olacağız. O yalnızca bedenimizi ve zihnimizi alacak. BİZİ DEĞİL!

Biz ölümsüz yaşama aitiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir