Manevi Kira

Empati* köklerini Fransızca’dan alan bir kelime. Ruhbilim terimlerine göre “eş duyu” anlamını taşıyor. Yardım ise “elinde bulunan olanakları ve gücü başka bir kimsenin iyiliği, onun gereksinimi için kullanma.” demek.

Karşınızdaki insanla empati kurmak herkesin kulağına hoş gelen bir kavram. Basitçe açıklamak gerekirse, karşınızdaki insan üzülürse siz de üzülürsünüz, mutlu olursa siz de mutlu olursunuz (ki bu dünyadaki en erdemli aynı zamanda da en zor duygu durumudur).

Bu empati kurma durumuyla birisine yardım etme durumunu birlikte düşünelim.

Sizce empati kurmamın ve birisine yardım etmenin kötü yanları var mıdır? Daha önce duydunuz mu?

Birisinin derdini dert edinmeyi konu alalım. Bahsetmeye çalıştığım durum, karşınızdaki insana sarılıp onunla ağlayıp, 3-5 gün derdini dinlemek değil. Yıllarca onun sorunlarını kendi sorunlarınız gibi düşünüp o şekilde hareket edip kendi hayatınızı kısıtlayıp adeta kendinizi yok saymak. Tam olarak bu “kendinizi bile yok saymak”.

Siz ve karşınızdaki  insan, inişli çıkışlı, karışık, bazen iyi bazen kötü duyguların var olduğu bir labirenttesiniz. Bu labirentten çıkmanın tek yolu var “bir ve tam” olmak. Karşınızdaki insan bencil ise geçmiş olsun. Siz o labirentte tek olarak yaşamaya mahkum olursunuz, iki kişi olsanız bile. Çünkü empatinin Nirvana’sı yaşayıp labirentin içinde kendi benliğinizi yok sayıp, karşınızdaki insanı o labirentten dışarı çıkarmaya çalışıyorsunuz. Hatta o kadar empati yeteneğiniz yüksek ki, karşınızdaki insana o kadar çok yardım etmek istiyorsunuz ki, siz o labirentten çıkmasanız da olur. Aslında tek amacınız ona yardım etmek ama o bunu görmüyor.

Bu durum sonucunda sizce neler olur?

İki cümleyle açıklayayım. Siz yok olmaya yüz tutarsınız. Manevi kira ödersiniz.

Yani, yavaş yavaş duygularınızı yitirir ve hissizleşirsiniz. Çünkü yorulmuşsunuzdur ve artık elinizden bir şey gelmediğini farkına varmaya başlamışsınızdır.

Empati kurmak, birisine yardım etmek iyi güzel hoş hepimiz hemfikiriz fakat birazcık bencil olmanın kimseye zararı dokunmaz. Karşınızdaki insan yardımlarınızı görmemekte ısrar edip, sizin o labirentten çıkmanıza inatla engel oluyorsa bırakın o kişi kalsın labirentte.

Başınızı yastığa koyduğunuzda vicdanınız rahatsa, “ben elimden geleni hatta fazlasını yaptım” diyorsanız, konu kapanmış ve rafa çoktan kaldırılmıştır.

Sonuç olarak su içmenin bile fazla zararken, sizi zehirliyorken, bırakın empatinin Nirvana’sını siz yaşamayın. Zaten o labirentin içinde yaşamak fazlasıyla zorken bir de başkasını kendi labirentinize misafir olarak almayın. Gün gelir o misafir orayı kendi labirenti olarak ilan eder hatta sizden manevi bir kira bile almaya başlar sonra da olan size olur.

Duygularınızı kontrol edip empatinin Nirvana’sını yaşamamanız dileğiyle..

Görüşürüz…

*Oxford Languages (Google)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir