Ferhan Şensoy’un Ardından

Zaman değiştirir özünü her şeyin; Bir halden başka bir hal çıkar hep; Benzerlik kalmaz biçimden biçime: Doğa zorlar her şeyi başkalaşmaya;

– Lucretius –

2020 – 2021 periyotunda o kadar çok sanatçı kaybetmişiz ki geriye dönüp baktığımda bir devrin kapandığını rahatça söyleyebiliyorum ama vefat eden isimlere ve onları anlatan isimlere baktığımda aslında bir anlayışın, kavrayışın ve kültürün öldüğünü görmek beni daha da derinden hüzünlendiriyor açıkçası. Ferhan Şensoy ile bu acı ve hazin olguyu bir kez daha anımsadım. Ne yitip gitti diye bir bakmak isterim kendi perspektifimden.

Öncelikle evrensel ruhun öldüğünü düşünüyorum ben artık. Globalleşmenin bu fazla kadar olduğu bir devirde tezat gibi gelebilir ancak benim kastettiğim evrensellik yerelde evrensel kalitesinde/denginde olmak aslında. Yani vefat eden bir çok sanatçımız (hem oyuncu hem de işin mutfak kısmında olanlar) dünyadaki muadillerini bilir, onları okur ancak kendileri üretirlerdi. Böylece ürettikleri de kendi karakterleri de hem yerelde hem de evrenselde elle tutulacak kadar nevi şahsına münhasır eserler oluverirdi. Mesela Ferhan Şensoy’un da hocası olan Haldun Taner, kabare tiyatrosunu Almanya’da olduğu zamanlarda deneyimlemiş ve üstüne okumuş biri olmasına karşın yazdığı ve yönettiği eserlerde Türkiye nüvesini iyi muhafaza etmeyi becerebilmiş güzel bir örnektir. Halbuki bugünlerde bazen eserlerin bazen de bütün bir türün, komple kopya edilmesi işin yerelliğini öldürdüğü gibi ortaya çıkanı da sadece evrenselde bulunanın ucuz kopyası haline getiriyor. Buradan benim yerelci olduğum anlaşılmasın lütfen zira her şey esinlenmeden çıkar özgünlük iddiası ancak süre ve tekrardan sonra olur. Demek istediğim şey yitip giden en büyük şeylerden biri yerelden evrensele bağlanabilen, oraya gittiğinde oranın dengi olabilen ama evrenselden getirdiğini de yerelle karıştırıp özgün eser üretebilen insanların yitip gitmesidir.

İkinci husus ise marjinalliğin sona ermeye yüz tutmuş olmasıdır. Özellikle de kadim sayılacak bir geçmişte birçok sanat inisiyatifindeki sanatçılarımız kendi tarzlarını sürekli denemiş ve oluşturmuştur. Örneğin bir ortamda Gazanfer Özcan bir tür denerken (vodvil) Ferhan Şensoy başka bir tür dener aynı zamanda da Zeki – Metin tiyatrosu kendi yolunu çizerdi ve seyirci de, entelektüel tüketici de çeşide ve farklılığa doyardı (bazıları aynı zamanda bazıları farklı zamanlarda ortaya çıkmıştır bu tiyatroların). Farklılık bugün bize ne kadar uzak bir kelime değil mi? Ancak o zaman aralığından bu kadar marjinal insanın çıkması da biraz bu yüzdendi çünkü farklılık kanıksanarak sürekli kendini var edecek, sınırları zorlayacak ortamı bulabiliyordu. Zaten sosyal medya öncesi bunun en temel örneği 90’lar TV şovlarıdır çünkü oradakiler de aynı cesaret ve özgüvenle ilkleri denemeye çabalamışlardır (ilk talk-showlara bakılabilir).Sanıyorum ki bilginin herkese açık olduğu yerde insanların kendini daha iyi ve özgün bir şekilde var edebileceği fikri, bugün insanların büyük kitleler halinde birilerini takip ve taklit ettiği bir şekle dönüştüğü için Adorno ve Horkheimer’ın da dediği gibi tehlikeli bir hale dönüşerek marjinalliği bastıran bir hal aldı. Eskiden baskının açık ve tek kaynaktan geldiği zamana göre sanatçıların bugün birçok eseri ve performansı da ortaya koyamaması sanıyorum seyirci yönündeki marjinallik noksanlığındandır. Eski sanatçılarımızın da bugünkü siyasi gündemde ‘’öteki’’ gibi sıfatlar alması herhalde bu kafa yapısını anlayamayan zihinler ile açıklanabilir.

Demem o ki böyle insanların kendileri ne kadar büyük bir kayıp olsa da aslında asıl kayıp yitip giden bir Türkiye paradigması. Türkiye’nin entelektüel manada altın yıllarının mimarı ve çocukları olan bu insanların gitmesi ile birlikte tekdüzelik, üretmede isteksizlik ve farklılığa tahammülsüzlük gibi kavramların da tekrardan hortlayacağını sanıyorum. Bu devirleri ve pozitif havayı yaratan, gölgeleri bile yetecek şekilde sanat kültürü ve devamlılığını sağlayan her sanatçıya ve sanat emekçisine ideolojisi fark etmeksizin teşekkür ediyor hayatta kalanlara sağlıklı ömürler, vefat etmiş olanlara ise başta Ferhan Abi olmak üzere rahmet diliyorum.

“Ferhan Şensoy’un Ardından” hakkında 1 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir