Ağaçlar da Fark Edilmeyi Bekler

‘’Amerika’daki ağaçlar neden mutsuz?’’ diye bir deneme okumuştum eskiden. Anlamını çok sonradan fark ettim. ABD metropol bir ülkeydi. Tüm metropoller ülkelerde olduğu gibi herkes bir yerlere koşuşturuyor hayata yetişmeye çalışıyordu. Kimse durup da şehrin orta yerlerine alelade dikilmiş ağaçları fark etmiyordu.  Fark edip de ‘’Ne güzelsin!’’ demek aklına gelmiyordu kimsenin. Evet, bilirim ağaçlar da fark edilmeyi bekler. Ağaçlar ki oksijenimizi, havamızı temizlerler. Tıpkı annelerimizin evde; yemek, çamaşır, temizlik diye koştururken bizim, bu onların doğuştan göreviymiş gibi düşünüp ‘’Belki çok yoruluyordur!’’ diye akıl etmememiz gibi. Toprak, ilk annemiz oysa. Bunu bildiğimden beri ne zaman yalnız kalsam doğada ağaçlara sarılırım. Hatta Gülhane’de büyükçe bir çınar ağacım var. Bir gün mutsuz ve yalnız hissettiğimde ağlayıp onunla konuşmuştum. Ondan bana o kadar farklı bir enerji aktığını hissetmiştim ki.

Başkaca bir gün dut ağacının altında oturup meditasyon yapıyordum, toprağa köklenmek adına. Sonra ağaçların da güzel şeyler duymaya ihtiyacı olduğunu düşündüğümden “Ne güzelsin!” dedim, “Ne de güzel meyvelerin!” var. Az sonra tam da ondan işaret beklerken ağaçtan bir dut düştü önüme. Yazın sıcağı, dal bile sallanmıyor. O an bildim ki onu bana o ikram etti.

Ben mesela her gece penceremden gözüken ağaçlara bakıp mutlu olurum. İçim şükranla dolar. Daha görmek istediğim onca doğal güzelliğin, doğada geçirmek istediğim onca vaktin özlemiyle içim telaşlanır.

Sen, bu yazıyı okuyan arkadaşım belki de şimdi başını kaldırıp etrafta senin fark etmeni bekleyen doğal güzellikleri, lütufları fark edip teşekkür edersin. Belki o an gülümsemene sebep olurum. Ne güzel olur!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir