Büyümek

Büyüdüğünü, ilk içgüdün babana koşmak olmadığında anlıyorsun. Bir durumun içine sıkıştığımı hissettiğimde ‘’Ben kendimi bu durumdan nasıl çıkarırım?’’ diye düşünüyorum artık. Başkaları olmadan da yapabilirim diye düşünüyorum, yalnız adım atıp arkama bakmamaktan endişe duymuyorum. Başkaları olmadan da yaşayabilirim ama bunu tercih etmiyorum. Bu, sevginin en gerçek hali. Bana ihtiyaç duyma, beni iste istiyorum çünkü ben öyle yapıyorum.

 Büyüdüğümü bu sabah işe giderken anladım. Yolda bazen arkadaşlarımı, bazen müziği, bazen de kendimi dinliyorum. Kendimi dinlediğim sabahlar dünya benimle konuşuyor, gözlerim dolunca fark ediyorum. Çocuk ile babası birbirlerine gülümsüyorlar. Okulun ilk günlerini hatırlıyorum. Herkes yalnız kalma korkusuyla birbirine sokuluyor. En yakın arkadaşın her zaman en yakın arkadaşın değil, bazen ihtiyacın oluyor. Biriyle kavga edersen baban yanında oluyor.

Çok yakın bir zamana kadar okula yeni başlamış bir çocuktum. Yalnız kalmayı sevse de bazen bu durumdan korkan, kendine yetemeyeceğini sanan ve akşam olunca ilk iş; güvenli kollara koşan bir çocuk. Yoldaki çocuk ile babasının gülümsemesi boğazıma düğüm olurdu. Yine akardı gözyaşlarım ama dünya benimle konuştuğu için değil, babam yanımda olmadığı için.

 Büyümek o kadar da korkutucu gelmedi bu sabah. Plan yapmayı bıraktım, geleceğimi hayal etmiyorum. Bulunduğum anda kendime yetiyorum. Çok kısa bir süre sonra güvenli bölgeme sadece ihtiyaçtan değil, istediğimden döneceğimi ve yine istediğim zaman kendi adımlarımla başka bir maceraya yöneleceğimi biliyorum. Eğer arkama bakarsam içimde tereddüt olmayacak, çocuk babasına gülümseyerek bakacak.