Bizim Moda

Kullandığımız ürünler, bizlerin kişiliğini yansıtan ve muhatap olduğumuz kişilerin zihninde kalan bize dair ipuçlarıdır. Kişiliğimizin ipuçları, muhataplarımızla ilişkimizi oldukça yüksek oranda etkilemektedir. Bizler, benliğimizin vitrinini oluştururken mümkün olduğunca özenli davranırız. Örneğin; hayatımızda en beğendiğimiz ürünleri kullanmaya çabalarız. Beğendiklerimizin neler olacağını da çoğunlukla moda belirlemektedir. Bunun bir sebebi, moda olan ürünlerin, etrafımızda çok fazla karşılaşabileceğimiz ve kolay ulaşılabilir ürünler olmasıdır. Ürünleri başta beğenmiyor olsak bile, zamanla çevremizde sık sık gördüğümüz için onlara olan sempatimiz artar. Fakat modanın bize uygun olmaması ve kişiliğimizi temsil edecek ürünleri barındırmaması gibi durumlar söz konusu olabilmektedir.

Moda, genel olarak değişimi ifade eden, çoğunlukla giyim kuşamla eş anlamlı görülmesine rağmen insana dair her alanı kapsayan, hitap edilen kitlenin beğenileri üzerinde belirlenen bir olgudur (Ertürk, 2011, s. 3). Öncelikle, üretilen ürünler tüketiciler tarafından ilgi görür, beğenilir, benimsenir, böylece ürün oldukça yaygınlaşır. Toplumda kullanımı yaygınlaşmış ürün, moda olarak kabul edilir ve öncelikle ilk tüketiciler aracılığıyla reklam oluşturularak diğer tüketicilere ulaşır. Bu sayede daha da yaygınlaşır. Aslında bu, ilk aşamada modanın en işlevsel oluşum şeklidir denilebilir. Çünkü ürünün estetik ve fonksiyonel özellikli olması, ihtiyaçlarını karşıladığı tüketici tarafından belirlenmektedir. Bunun en önemli sonucu toplumu, kültürü, günlük yaşamı yansıtıyor olmasıdır. Yani topluma yönelik bir moda oluşmuştur.

Moda, oluştuktan sonra ortaya çıktığı toplumsal kültürün veya hitap ettiği kitlenin dışına çıkabilmektedir. Bu durum üreticileri oldukça memnun ediyor ve maddi kazancı bir o kadar katlıyor olsa da modanın bireyler üzerinde işlevselliğini ve anlamını yitirmeye başladığının göstergesidir. Çünkü her kültüre hitap eden ürünler yok denecek kadar azdır. Çok farklı kültüre yayılabilmiş bir ürün yalnızca küreselleşmenin, sürü psikolojisinin, bilinçsiz tüketimin bir göstergesidir denilebilir. Her kültür kendine özgü zihniyete, yaşam biçimine, ritüellere ve birçok farklı özelliklere sahiptir. Dolayısıyla günlük olarak kullanılabilen ve kişileri memnun edecek özellikler de oldukça farklılık göstermektedir.

Moda oluşumunun bir diğer şekli, bir nebze de olsa, tepeden inme olarak gerçekleşir ve bu tüketiciyle en kopuk olan biçimdir. İyi derecede eğitim almış, işinde uzman olarak kabul edilen ve yüksek mevkilere gelmiş kişiler, üretici firmaların daha çok kazanmasına yönelik ürün tasarlarlar. Sonrasında, kitleleri tüketime itmek için ünlü simalar, çok izlenen kanallar, psikolojik satış taktikleri kullanılarak kısa sürede çok satış yapmak kalıyor. Lakin bu süreçte tüketicinin özellikleri, tercihleri geri planda kalmakta ve karar mekanizması yalnızca moda olanı almaya odaklı şekilde çalışmaktadır. Dolayısıyla, kullanılan ürünün kişilik temsilinden ziyade, moda temsili şekline kaydığından söz edilebilir.

Örneğin; genellikle koyu tonları ve doğanın renklerini barındıran, ilk kullanım amacı savaşlarda düşman tarafından kolay fark edilmemek olan kamuflaj deseni, bugün modaya dahil edilmiştir. Bu desen öncelikle sivil yaşama ve süreç içerisinde modaya dâhil oldu. Bu desenin karşıya verdiği ilk izlenim asi, saldırgan, rahat, sportif, güçlü ve benzeri mesajlardır. Günümüzde, bu desenin ürünlerle birlikte kullanımına bakıldığında, aslında bu özelliklere taban tabana zıt karakterde kişilerin kullandığına şahit olabiliriz. Bu durum kişilerin inanç, anlayış ve düşüncelerini ifade eden her türlü ürün özelliklerinde görülebilir. Bütün kültürlere, kişiliğe ve farklı zihniyetlere uygun olmayan moda; bireyleri kişiliklerinden koparak birbirleriyle aynılaşmaya götürmektedir (Ebru Onurlubaş, 2019, s. 170). Dolayısıyla farklı kültürlerin aynı modayı kullanması, inançları ve kültürleri değiştirmekte ve tek tipleştirmekte denilebilir. Bunun en büyük problemi modanın benlikten önde tutulmasıdır.

            Kullandığımız ürünlerin kişiliğimizden uzak olması, çok kolay ve hızlı sıkılmamıza, devamlı yenisini almak istememize sebep olan unsurlardan bir tanesidir. Çünkü aslında bizler, satın alırken bir yandan da kendimizi ararız. Bizden uzak fakat coğrafi anlamda her yere yayılmış olan moda, alacağımız ürünü belirleyerek bizleri tek bir şekle mecbur bırakıyor. İnsan iletişimini en güzel kılan farklılıklar en aza inerek yok olmaya doğru gitmektedir. Aslında talebin arz edileni oluşturması gerekirken, tüketicinin moda oluşumda etkisinin oldukça küçük olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla tüm toplumun gördüğü, duyduğu, kullandığı moda aslında bizim değil, birkaç üreticinin modasıdır.

Kaynakça

  1. Ebru Onurlubaş, D. Ö. (2019). Tüketicilerin hazır giyim alışverişindeki etkili olan faktörlerin belirlenmesi. SETSCI Conference Proceedings, 4(8), 167-170.
  2. Ertürk, N. (2011). Moda kavramı, moda kuramları ve güncel moda eğilimi çalışmaları. Art-e Sanat Dergisi, 4(7), 1-32.