Dükkandan çıkarken kulağını bütün seslere kapattı. Hızlı hızlı yürümeye başladı. Adımlarını koşarcasına atarken bir an durdu. Bu acele neden? Sorduğu tek soru buydu ama cevabını merak bile etmedi. Oynayan çocukları gördü. Dudakları gülümsemeye direnirken bir an güldü sonra. Yürüyen insanlara baktı, yerdeki çöplere, uçan martılara, acelesi olan insanlara… Başka bir hayat diledi kendine, belki cennet belki cehennem. Yıllarca taptığı Tanrı’sını düşündü. Eğer tapınmanın anlamsızlığından kurtarabilseydi kendini, tanrısından yeni bir hayat dilerdi. Bir kuş olmak isterdi ya da bir çiçek. Bunca acıya hissizleşirdi o zaman. Hataları hayatında büyük bir yer kaplamazdı. Suçlu olmak yerine kurban olurdu. ‘’Kurban olmalıydım!’’ dedi, insan ne yaşarsa yaşasın suçlu olmamalı bu hayatta. Ellerini cebine attı. Bir paket sigarası vardı. Paketin içine baktı ve gülümsedi. Bir dal aldı ve kalanını köşede oturan adama verdi. Bu dönemde sigara nimettendi insana, nasıl verir başkasına. Onca para verdiyse son dalın son nefesine kadar yaşamalıydı bu zevki. Paketi alan adam hüzünle baktı gözlerine, sanki yaşamının bir yerinde karşılaşmışlar gibi.
Eline aldığı dalı yakmadı bile. Yol boyu sigarayı elinde tutmak, sanki zamanı varmış da bir an gelecek ve o sigarayı yakacakmış gibi hissettirdi ona. Yavaş yavaş yaklaştı binaya. Sanki önceleri saatlerini alan bu yol şimdi birkaç dakika içinde bitivermişti, ne tuhaf! Ardına baktı, annesi gelse tutsa kolundan şimdi, bassa bağrına, elindeki torbayı alıp en yakın çöpe atsa. Bir elinde sigara bir elinde torba itti apartman kapısını. Olabildiğince yavaş çıkmalıydı merdivenleri. Çıkmaya başladı derken bir kez daha açıldı apartman kapısı. Ev sahibi geldi yanına, ne zaman görse para diye tuttururdu bu kez öyle yapmadı. Bu kez göz ucuyla baktı ona; hiçbir şey demeden, hiç söylenmeden. Yanından geçerken koluna dokundu sadece. Şimdi ne konuşsa ne söylese boştu zaten.
Evin kapısını açtı, girdi içeri. Kapıyı geri kapatmadan yürüdü masaya. Anahtarı koydu üzerine ve sigarayı bıraktı anahtarın tam yanına. Yol boyu tuttuğu gözyaşlarının akmadan kuruduğunu fark etti. Aynaya yürüdü, üzerindeki örtüyü kaldırdı ve son kez boynundaki ize baktı. Neden çıktığını unutmuşken dışarıya, elinde tuttuğu poşeti hatırladı. Poşeti açtı ve aldı içindekini. Derme çatma ama iş görür şekilde attı düğümü. Kendi soğukkanlılığına şaşırdı ama devam etti. Taburenin üstüne çıktı. Yıllardır aynı yerde asılı olan kancayı ilk kez görmüş gibi büyüdü göz bebekleri. Kancaya astı ipi ve hiç durmadan devam etti. Son nefesinde içinde hala inancın varlığını keşfetti. Dua etmek boşunaydı şimdi ama Tanrı ona kollarını açsın diye umarken karardı gözleri.